antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

Ariassos (Antalya-Merkez)

Ariassos, Antalya’nın 50 km. kuzeyinde, bugünkü Antalya - Bucak karayolunun Çubuk boğazından sonra 1 km. batısında yer almaktadır.Ariassos yerleşim alanındaki kalıntılar, 900 - 1100 metre yükseklikler arasında, dik bir vadinin kuzey yamaçlarında yer alan teraslar üzerinde ve tabanında, doğudan batıya doğru 400 metre uzunluğunda bir alan üzerinde yayılmıştır.Antikite'den kalma Ariassos, Antalya-Burdur otoyolu'nun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan bir kilometre mesafededir. Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. Ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan anıtsal giriş kapısı yükselir. Roma egemenliği çağı yapısı olan bu anıt, 3 kemerli ve dolayısıyla 3 girişli olduğu için, yöre halkınca Üçkapı diye anılır. Kentin şaşırtıcı bir özelliği, Ariassos kalıntılarının dörtte üçünün olağanüstü gösterişli ve çoğunluğu anıtsal mezar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır. Oysa ki, asıl kent böyle bir nekropolisle orantılı olamayacak kadar küçüktür.

Nekropolisler ve kent, vadinin çukur yerini ve kuzeydeki tepenin bu yamaca bakan hayli dik yamacını kaplar. Tepenin diğer yamacından ise Akkoç köyü yolu dolanmaktadır, o yamaçta herhangi bir kalıntı yoktu.Vadinin batı ucunda molozdan yapılmış ve yontma kare taşlarla kaplanmış yarım daire bir çıkıntıya sahip kalıntı yer almaktadır. Yapılan çalışmalar sonucunda bu kalıntının bir nymphaeum olduğu ve suyunun ana su yolu kemeriyle Ariassos’un 3 km. Güneyinde bulunan Akkoç köyünün yukarı dağlarındaki bir su kaynağından geldiği saptanmıştır. Vadinin batı ucunda molozdan yapılmış ve yontma kare taşlarla kaplanmış yarım daire bir çıkıntıya sahip kalıntı yer alır. Yapılan çalışmalar sonucunda bu kalıntının bir nymphaeum olduğu ve suyunun ana su yolu kemeriyle Ariassos'un 3 km. Güneyinde bulunan Akkoç köyünün yukarı dağlarındaki bir su kaynağından geldiği saptanmıştır.Nymphaeum en az yarısı büyük kireç taşlarıyla kaplı, açık bir meydana yukarıdan bakmaktadır. Bu meydanın batısında, kaldırım taşlarının altında, iki adet sarnıç vardır. Bu sarnıçlar, kemerler yoluyla gelen suyu depolamak ve nymphaeuma bitişik olan hamam binasına gerekli olan suyu sağlamak üzere planlanmışlardır. Bu hamam kompleki, dikdörtgen şeklinde sütunlu bir palestra ve batı uçta derin bir exedradan oluşmaktadır. Aynı zamanda kompleks içinde yıkılmış durumda olan bir hamam evi de mevcuttur. Bu hamam evinin, tonozlu üç veya dört odası bir blok içinde, Likya hamamlarının genel düzenine uygun bir şekilde inşa edilmiştir. Kalıntılar arasında ele geçirilen yazıtların bir çoğu gymnasiumda gerçekleştirilmiş olan yarışmalarla (themıdes) ile ilgilidir. Metinlerin çoğu bu yarışmalarda, özellikle güreş dalında, galip gelen yarışmacılar şerefine yazılmışlardır ve M.S. III. Yüzyılın başları ile 3.çeyreği arasında tarihlendirilir. Roma dönemi öncesine ait, en iyi tanımlanabilen kamu binaları yerleşimin batı ucuna doğru, kuzey yamacı üzerinde bulunurlar. Küçük bir agoranın batı ucunda, kabaca yontulmuş bir yapı bulunmaktadır. Bu yapıya girişi sağlayan kapının lentosu tipik bir Pisidia kalkan motifi ile bezenmiştir. Agoranın güney tarafında 18.10 x 13.90 boyutlarında, dikdörtgen bir yapı vardır. Bu yapının 3 tarafını çeviren ve oturma yerleriyle döşeli portilo, bu yapıyı agoraya bağlar ve arka duvarı üzerinde bulunan 3 adet girişle başka bir yapıya bağlanır. Kuzey cephede bulunan orta kapı lentosu Pisidia kalkan motifiyle, doğu kapı lentosu ise, aynı zamanda Sagalassus’da Helenistik Döneme ait bouleterionda da görülen savaşa ait tipik motifler olan kılıç ve kalkan ile süslenmiştir. Ariassos yapısı da büyük bir olasılıkla M.Ö.II. Veya I. Yüzyıllara aittir.

Bölgede bulunan diğer kamu yapıları daha sonraki dönemlere aittirler veya üzerlerinde yüzyıllar boyunca kullanılmalarını sağlayacak bazı değişiklikler yapılmıştır. Bouleuteriona ait portikonun karşısında prostyle bir mabet bulunmaktadır.Oldukça dik kademeli bir podyumun üzerine inşa edilmiş olan bu mabet, aynı zamanda bir temenos duvarı ile de çevrilidir ve imparatorluk dönemine ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu mabedin doğusunda, ilk olarak Helenistik dönemde inşa edilmiş, fakat daha sonra büyük bir olasılıkla mabedin yapıldığı yıllarda sıra sütunlarla döşenmiş, küçük bir stoaya ait kalıntılar vardır. Geç Antik Dönemde stoaya ait portilo bölünerek bir seri oda elde edilmiştir. Bu bölgedeki yapıların genel özellikleri gayet gösterişsiz olan Roma dönemi öncesine ait şehrin en önemli sivil yerleşim bölgesini oluşturmalarıdır. Yerleşimin en iyi korunmuş kalıntıları arasında 25 adet, mimari açıdan çok iyi dizayn edilmiş mezar vardır. Şehri doğudan ve batıdan çevreleyen bu mezarlar, üzerlerindeki taş işçiliği ve yapım detayları bakımından yerleşimin doğu ucunda bulunan 3 kemerli girişe çok benzemektedir.



Tarih : 18 Haziran 2013 Salı
Hit : 845

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --