antikkentler

Bugün : 19 Eylül 2017 Salı



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

            Likya _Likyalılar

            Türkiye'nin Antalya İli'nin büyük bir bölümünü kaplayan antik bir bölge'dir. Bu bölge Anadolu’nun tarihi ve doğal zenginlikleri yönünden en ilginç bölgelerden biridir. Eski devirlerde “Işık Ülkesi” olarak adlandırılan bölgede antik kentler, doğa ile adeta iç içedir. Likya,bu bölgedeki antik kentlerin oluşturduğu bir federasyon ve daha sonra da Roma İmparatorluğu'nun bir eyaletidir.Teke yarımadası, tarihte Likya Uygarlığının beşiği olarak rol oynamıştır. Dünyada ilk madeni para burada darpedilmiştir (yaklaşık M.Ö. 350 yılı). Likya ana hatlarıyla, Köyceğiz’den Antalya’ ya çekilecek bir çizginin güneyinde uzanan bölge olarak tanımlanabilir.Bölgenin son derece dağlık oluşu nedeniyle yerleşim azdır ve eşit olarak dağıtılmamıştır; antik dönemdeki toplan nüfus 200,000 kişi olarak tahmin edilmektedir. Belli Başlı Şehirlerin tümü, ya kıyıda ya da Ksantos Vadisi’ ndedir; zira Ksantos bölgenin kalbidir.Anadolu’daki çeşitli uygarlıklar arasında Likyalılar daima farklı bir yer tutmuşlardır. Dağlık ülkelerine kapanmış olarak yaşarlarken, ateşli bir özgürlük ve bağımsızlık aşkı taşımışlar ve yabancıların hakimiyet denemelerine direnmişlerdir; Likyalılar Küçük Asya’ da Roma İmp.’ na eyalet olarak katılan son halktır. Kendilerine ait ve hala tam olarak anlaşılamamış karakterde yazılan bir lisanları vardır.

            Tarihi Hint-Avrupa kökenli bir dili konuştuklarından Asya kökenli, Heredot kaynaklarından da Grek soylu olmayan Girit halkından olduklarına dair bilgiler var. Ancak esas akılda kalması gereken ise, tarihte bilinen ilk demokratik birlik olmasıdır. Günümüzde yayıldıkları bölgenin isimleri Antalya ve Fethiye’dir. Jeopolitik önemi, eşsiz doğası ve farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmış olmalarıdır. Bunu, arkalarında bırakmış oldukları, bugüne kadar ayakta kalabilen eserlerinin izlerinde rahatlıkla görebiliyorsunuz.

            Likyalılar, Kadeş Savaşı'nda Hititler'in yanında savaştılar ve İ.Ö. 7. yy'ın ilk yarısında yerel bir krallık kurdu .En başından beri Yunanlıların saldırılarına karşılık verebilen Likyalılar, M.Ö.6. yy. da Persler tarafından işgal edilmiştir. Ancak M.Ö. 4. yy. da Büyük İskender çıktığı “Doğu Seferi” dâhilinde bu bölgeyi de ele geçirmiştir. İskender’in ölümü ile generallerinden Ptolemaios bu bölgeyi almıştır ancak bölge varlığını eskisi gibi hissettirememiştir. Bu yıllarda Likya, Olympos ve Phaselis gibi kentleri kendilerine üs yapan korsanlar tarafından yağmalandı.Yavaş yavaş Yunan kültürü ve sosyal değerlerinin etkisinde kalmıştır. M.Ö. 190 yılında sonuçlanan Magnesi savaşının ardından imzalanan Apameia barşı uyarınca komşu bölge Karia ile birlikte savaşta Roma tarafında yer alan Rodos'a bırakılmıştır. Likya Birliği bu yıllarda Rodos'a karşı direniş amacıyla kurulmuştur. M.Ö. 168-167 yıllarında ise Roma Lykia'nın bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu yüzyıl içerisinde Anadolu'nun birçok bölümü Roma eyaleti şeklinde düzenlenmiştir fakat Lykia bağımsızlığını korumayı başarmıştır. Bunun önemili nedenlerinden birisi Mithridates Vı Eupator tarafından başlatılan Roma aleyhtarı eyleme katılmayıp Roma tarafında yer almasıdır. Bununla birlikte M.Ö. 1. yüzyılda karışık Roma politikasından da etkilenmiştir. Xanthos halkı, Pers istilalarında olduğu gibi, bu dönemde de toplu intihar yolu ile kendilerini yakmışlardır. Roma, Likya Birliğini yeniden ayağa kaldırmak için, bu felaketten arda kalanlara, destek verir. M.S. 42-43 yıllarında imparator Claudius tarafından Provincia Lycia adı ile eyalet haline getirilir. Söz konusu eyalet M.S. 72-73 yıllarında imparator Vespasianus tarafından Pamphylia ile birleştirilir ve Provincia Lycia et Pamphylia oluşturulur.(Likya-Pamfilya)

             Likya, M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı büyük depremlerin ardından bir daha kendisini toparlayamamıştır. M.S. 8. yy.da Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13.yy.da Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açılmıştır. Likya Birliği Yönetimi hakkında edinilen bilgilere göre birlik önemli –önemsiz toplam 23 şehirden oluşmuştur. Günümüze kadar da dayanabilmiş, en büyük altı şehir olan Xanthos, Patara, Pinara, Tlos, Myra ve Olympos ‘un 3’er oy hakkı bulunurken, daha önemsiz ve küçük şehirlerin 1 ya da 2 oy hakkı vardır.

            Likyalıların kendilerine özgü dilleri vardı. Bu dil, batı Grek alfabesine benzeyen Likya alfabesi ile yazılırdı. Bugün Likya bölgesinde rastlanan yazıtlar özellikle İ.Ö. 5. yüzyıldan kalmadır. Altısı ünlü, toplam 29 harften oluşan Likya alfabesi, Grek alfabesinde gösterilmeyen bazı seslere de sahiptir. Uzun bir süre Likya dilinin Grekçe ya da Farsça'nın yakın akrabası olduğu düşünülmüşse de, 1945'te Danimarkalı dilbilimci Holger Pedersen, Likya dilinin Anadolu dillerine bağlı olduğunu ortaya koyarak bu görüşü çürütmüştür. Bugün birçok dilbilimci Likya dilinin bir batı Luvi lehçesinden ortaya çıktığı görüşünde birleşmişlerdir.

            Heredot ise Likya ve Likyalılar hakkında, “Likyalılar'ın kökeni eski devirlerde Grek olmayan halkın yaşadığı Girit'ti. Europa'nın iki oğlu olan Sarpedon ve Minos tahtı ele geçirmek için mücadele etmişler ve galip gelen Minos, Sarpedon'u ve taraftarlarını ülkeden dışarı atmıştı. Sürülen grup, gemilere binip Asya'ya doğru hareket etmiş ve Milyasler'in topraklarına yerleşmişlerdi. Milyas, o zamanlar Solymler tarafından işgal edilen ve bugün Likyalılar'ın yaşadıkları ülkenin eski adıdır. Sarpedon'un krallığı zamanında isimleri Termiller diye bilinirdi. Şimdi bile komşuları Likyalılar için bu adı kullanırlar. Gelenekleri yönünden bazıları Giritliler'e, bazıları Karialılar'a benzer. Fakat hiç kimseye benzemeyen bir töreleri vardır. O da babaları yerine analarının adını kullanmalarıdır. Bir Likyalı'ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin, anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyükanneannesinin ismini söyleyerek cevap verir. Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun, hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık hakkı tanınmaz.” demektedir.

             Ancak son yıllarda yapılan arkeolojik ve epigrafik çalışmalar, Likyalılar'ın İ.Ö. 2. bin başlarında Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya gelen ve Akdeniz Bölgesi'ne yerleşen Indo-Germen kökenli Lukka kavimlerinden olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Erken Hristiyanlığın başlamasıyla Myra (Demre) bölgede yayılan Hristiyanlığın merkezi haline gelmiştir. Helenler ve Romalılar döneminde her türlü değerlerini kaybeden Likyalılar Bizans hakimiyeti ile eriyip gitmişlerdir.

             Bizans döneminde kısa dönemli Arap saldırı ve işgallerini yaşayan bölge, Bizans hakimiyetinden sonra 1207-1308 yılları arasında Anadolu Selçuklu hakimiyetinde kalmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde yöreye Teke Boyu yerleştirilmiştir. Daha sonra Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılması üzerine 1308-1361 yıllarında Teke Oğulları Beyliği'nin hakimiyetinde kalan yörede, Teke Oğulları Beyliği'nin Osmanlılar tarafından ortadan kaldırılmasıyla 1426 yılında Osmanlı idaresi başlamıştır. Osmanlı idaresinde Elmalı kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken 1914 yılında kaza olan Finike I.Dünya Savaşı sonrasında 1919-1921 yılları arasında İtalyanların kısa süren işgaline uğramıştır.
             Bölgenin en önemli mimari eserleri, ahşap yapıların dış yüzlerinin taklit edildiği kaya mezarlarıdır.

 


Tarih : 18 Haziran 2013 Salı
Hit : 4205

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --