antikkentler

Bugün : 19 Eylül 2017 Salı



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

        Bodrum çevresi antik kentler

          Mandasa (Muğla-Bodrum)

             Bodrum’da Türkbükü koyu ile Gölköy sırtlarındaki kalıntıların bir Leleg kenti olan Madnasa olduğu sanılmaktadır. Madnasa Luwi dilinden türetilmiş bir sözcük olup “Ma” ülkesinin kenti anlamına gelmektedir. Kentin tarihi ile ilgili bilgiler çok sınırlıdır. Plinius ile Byzantion’lu Stephanos’un yalnızca ismine değindiği kent M.Ö.V.yy.da Atina-Delos Deniz Birliğine 2 talent gider katkısı ödemesinin dışında kaynaklarda başka bir bilgiye rastlayamıyoruz. Burada yaşayan insanlar Mausallos döneminde Halikarnassos’a göçe zorlanmış ve bu nedenle de kent terkedilmiştir. Madnasa’da yeterli bir araştırma yapılmamıştır. Bununla beraber akropol olarak nitelenen tepede az da olsa sur kalıntıları dikkati çekmektedir. Duvarlar işlenmemiş kırık taşlardan 1.5 m. kalınlığındadır. Çevrede kayalara oyulmuş mezarların dışında başka bir kalıntıya rastlanmamıştır.

          Bargylia (Andanos-Gök Asar) (Muğla-Bodrum)

             Barglıa, Bodrum yarımadasının kuzeyinde, Güllük körfezinin güneyinde evvelce Iasos körfezine açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koy’un (Varvil ) oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerindedir. Barglia sözcüğü, Prof. Bilge Umar’a göre M.Ö. 2000 de Luwi veya M.Ö. 1000’de Karia dilinden gelmiş “yüksekteki yer” anlamındadır, Byzantion’lu Stephanos, Bargylia’nın eski isminin “Andanos” olduğunu yazmaktadır. Ancak bu ismin Hellen dilinde bir anlamı bulunmamaktadır. Antik çağlarda kent isimleri veya o kentin kahramanları mitolojik öykülerle bağlantılıdır. Buna göre Bellerophon’un, kanatlı atının attığı bir çifte ile yakın arkadaşı Barglos ölmüştür. Buna çok üzülen Bellarophon’da arkadaşının anısına bu kenti kurmuştur. Bu nedenle de Bargylia sikkeleri üzerinde Pegasus tasvirlerine yer verilmiştir.

             Kentin ismine ilk kez M.Ö. V.yy.da Attika-Delos Deniz Birliğine ödenen vergi listelerinde rastlanmıştır. Büyük İskender’in Karia’yı ele geçirmesinden sonra kenti üs olarak kullanmıştır. M.Ö. III.yy.dan sonra kent büyük gelişim göstermiştir. Bu dönemde kentin Artemis Kindyas tapınağına sahip olduğunu Strabon’dan öğreniyoruz. Hellenistik çağda da isminden söz ettirmiş, Pergamon krallığının donanması da limanından yararlanmıştır. Bargylia, Apameia barışından sonra Rodos’un egemenliğine girmişse de kısa bir süre sonra Roma’dan yana olmuştur. Bu dönemde kent sikke bastırmıştır. Hıristiyanlık devrinde ise bir piskoposluk merkezi konumundadır.

            Bargylia’da bilimsel bir kazı yapılmamıştır. Bu nedenle de kentle ilgili bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Günümüze İlk Çağ surlarından bazı parçalar,mabet temelleri,kabartmalı bir sunak,tiyatro kalıntıları,küçük bir odeon,stoa kalıntısı,Roma çağı su kemerleri,Bizans dönemi sur’u ve nekropol’e ait bazı parçalar gelebilmiştir.

             Burada Arthemis Kindyas’ın çok saygı gördüğü adına yapıldığı yazılan mabetten anlıyoruz. Alçak bir tepeciğin kuzeyindeki kalıntılarda Roma izleri açıkça görülmektedir. Kabartmalı sunak üzerinde uzun elbiseli,elinde okuyla Arthemis Kindysos, Lir çalan Apollon ve uzun pelerinle bir erkek tasvir edilmiştir. Büyük bir olasılıkla bu erkek kente adını veren Bargylos’dur. Tiyatronun güney duvar parçaları günümüze ulaşabilmiştir, Cavea’nın parçaları ise yerlerinden sökülerek başka yerlerde kullanılmıştır. Sir Charles Newton burasını gezerken Odeon’un oturma sıralarını görmüşse de günümüzde bunlardan da hiçbir iz kalmamıştır.

           Karyanda (Muğla-Bodrum)

               Karyanda’nın yeri kesin olmamakla beraber Bodrum yarımadasında Myndos (Gümüşlük) ile Bargylia (Asarlık) arasında bir liman kenti idi. Strabon kitabında kentin yerini şöyle tarif eder: “....bir liman olan Myndos’a ve Myndos’dan sonra da bir kent olan Bargylia’ya gelinir. İkisi arasında bir liman olan Karyanda ve keza aynı adı taşıyan Karyandalıların yaşadığı bir ada vardır...” Karyanda’nın Luwi veya Karia dilinden türetilmiş bir sözcük olduğu sanılır. Hellen dilinde de anlamı bulunmamaktadır. Kentin isminden Strabon ve Herodotos söz etmekle beraber kuruluşu ve tarihi ile ilgili bilgiler oldukça kısıtlıdır. Herodotos Pers Kralı Darius’un Karyandalı Skylax adında birini çevrede keşif yapması için gemiyle yola çıkardığından bahseder. Bu noktaya dayanarak kentin M.Ö.VI.yy.da sonlarında var olduğu söylenebilir. Kentin bulunduğu yer kesin olarak saptanabilmiş değildir. Burada araştırma yapın Prof.Bilge Umar ve George Bean, kentle ilgili herhangi bir toprak üstü buluntusuna rastlamadıklarını ifade ederler.

          Myndos (Gümüşlük) (Muğla-Bodrum)

             Myndos, Bodrum yarımadasının batı ucunda, bugünkü Gümüşlük beldesinin yanındaki Bozdağın üzerinde kurulmuştur. Myndos sözcüğü etimoloji yönünden incelendiğinde “Ana Tanrıça’ya Tapınma” anlamına gelir. Aynı zamanda Luwi dilinde de buradan “Munda” olarak söz edilir. Ayrıca Herodotos’da da bir ilk çağ kenti olarak ismi geçer. Myndos’un arkasındaki tepelerde, uzun burnun ucunda gümüş ocakları bulunuyordu. Daha sonra buraya verilen Gümüşlük ismi bu maden ocaklarından kaynaklanıyordu.

              Tarihçi Pausanias’a göre Halikarnassosla beraber Troizen kökenli göçmenlerce kurulmuştur. Plinius ise Eski Myndos diye adlandırdığı alanda Leleg yerleşimi olduğunu söyler. Aslında Myndos’un ilk sakinleri Leleglerdir. M.Ö.IV.yy. da Pers Satrabı Mausollos’un Halikarnassos’a taşımadığı iki Leleg yerleşiminden biridir. Attika-Delos Deniz Birliğinin ilk üyelerinden biri olan bu kent birliğe on ikide bir talent ödeme yapmıştır. Mausollos kenti biraz daha kuzeye taşımış ve adeta yeniden inşa etmiştir.

               Herodotos’dan öğrendiğimize göre İonia’lıların Perslere karşı başlattığı ayaklanmaya bir gemi vererek katılmışlardır. Ayrıca Büyük İskender’in ordularına karşı tek başına karşı koymasıyla ünlenmiştir. Büyük İskender Karia’yı ele geçirdikten sonra komutanlarından Ptolemaios ile Asandros M.Ö. 333’de yörenin Pers komutanı Orontabates’i ağır bir yenilgiye uğratmıştı. İskender’in ölümünden sonra generallerinden Ptolemaios’un Mısır’da kurduğu Ptolemais hanedanının egemenliğinde kalmıştır. Roma’nın Burasını ele geçirmesinden sonra M.Ö. 197 de Rodos’un idaresine bırakılmış,ardından da özgürlüğüne kavuşmuştur. Kısa bir süre sonra da kent göçler nedeniyle terkedilmiştir. Kent II.yy. ın başında kendi adına sikke basmıştır.  Hıristiyanlık döneminde “Amyndos” olarak adlandırılan bir piskoposluk merkezi olmuştur.

                Mausolos zamanında kurulan Yeni Myndos’un kalıntılarından kaya mezarları, sur duvarları, tiyatro ve stadium’un olduğunu eski kaynaklardan öğreniliyorsa da bunlardan yeterli bir iz günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde Gümüşlük beldesinin altında antik Myndos’un kalıntıları bulunmaktadır. Nitekim Gümüşlük’deki birçok evin duvarlarında Helenistik döneme tarihlenen sütun başlıkları, mimari parçalar kullanılmıştır. Mausolous’un liman kenti olan Myndos’un liman taşlarından yararlanılarak Romalılar kuzey-batıya askeri bir liman yapmışlardır. Bu limanın yapımında çevreden getirilen topraklarla dolgular yapılmış, üzeri de Koyun Babadan çıkarılan yeşil granitlerle kaplanmıştır. Oldukça kaliteli mermerlerden yapılmış sütun kaideleri bugün de dikkati çekmektedir. Beldenin içerisindeki küçük dalga kıranın bulunduğu adadaki kalıntılar görülebilmektedir. Bunun yanı sıra Gümüşlük’ün kuzeyindeki Dönmez Burnu ile İnce Burun arasında da antik çağın ev kalıntıları dikkati çekmektedir. Kenti çepeçevre kuşatan surlar yıkılmış olmasına karşılık yine de bazı kalıntıları görülebilmektedir. Bu surları Mausolos’un inşa ettirmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca yarımada üzerinde Leleg suru denilen kiklopik teknikte duvarlardan bazı parçalar görülmektedir Antik kentin kalıntıları daha çok Karatoprak (Turgut Reis) ile Gümüşlük arasındaki yolun üzerinde, denize 1 km. uzaklıktaki Bozdağ’ın tepelerinde görülebilmektedir. Bu kalıntılar dışında yöredeki yüzey araştırmalarında çok yaygın biçimde çanak-çömlek parçalarına rastlanmıştır.

             Oranion (ouranion) (Muğla-Bodrum)

                 Oranion, Bodrum Yalıkavak’ın 3 km. güney-batısındaki Garip köyü ile Sanduma arasında bulunan Sanduma yarımadasında idi. Ayrıca Yalıkavak, Burgaz tepe yamaçlarında bulunan Garip Köyü ile deniz arasındaki alanda da bu kente ait olduğu sanılan kalıntılarla karşılaşılmıştır. Ancak, bunların Oranion’a ait olup olmadıkları da kesinlik kazanamamıştır. Oranion sözcüğünün anlamı tam bilinmediği gibi hangi dilden geldiği de netleşememiştir.

               Antik tarihçilerin bilgi vermediği bu kentin ne zaman kurulduğu da net değildir. Yalnız Sicilyalı tarihçi Diadoros, Troia savaşından sonra Karia’da yaşayan bir kısım halkın Syme (Sömbeki) adasından buraya göç ettiğini yazmıştır. Bunun yanı sıra Oranion’un Atina-Delos Deniz Birliğine de çok az da olsa bir ücret ödediği Atina’da bulunan bazı yazıtlardan öğrenilmiştir. Kentin bulunduğu sanılan yerde, Alman Arkeoloji ekibi 1970 yıllarında iyi bir işçilik gösteren mezar anıtını restore etmişlerdir. Anıtın çevresinde bazı duvar izleri görülmüşse de bunlarla ilgili yeterli bilgi edinilememiştir.

            Pedasa (Pedasos, Bitez) (Muğla-Bodrum)

                Pedasa, Bodrum’un 4 km.kuzeyinde, Gökçeler denilen yerde, yarımadanın dağ dizilerinin sona erdiği vadi geçidindedir. Bitez’in (Ağaçlı köyü) yanı başındaki denize dökülen dereden kuzeye doğru gidildiğinde ulaşılan tepede kentin kalıntıları ile karşılaşılmaktadır. Pedasa sözcüğüne M.Ö. 2000 yıllarında Luwi dilinde rastlanmaktadır.Prof. Bilge Umar, bu sözcüğün “suyu bol” anlamına geldiğine işaret etmiştir. Troas bölgesinde de aynı ismi taşıyan bir kent olduğu İliada destanından öğrenilmiştir.

               Herodotos bu kent ile ilgili bazı bilgiler vermiştir. Buna göre Pedasa’da Athena ile eş tutulan bir tanrıçaya ait mabetteki rahibelerin yüzlerinde sakal çıkması burada yaşayanların kötü bir olayla karşılaşacakları düşüncesini yerleştirmişti. Strabon, Pedasa’da Leleglerin yaşadığını, bunların kısa zamanda çoğalarak Myndos ile Bargylia’ya kadar uzanan toprakları ele geçirmekle yetinmeyip Pisidia’nın da büyük bir parçasını ele geçirdiklerini belirtir. Sonraki yıllarda Karia’lılarla birlikte Yunanistan seferine gittiklerinde orada kalarak yayılmışlar ve soyları da yok olmuştur.

               M.Ö. 547’de Persler Lydia krallığına son verdikten sonra Karia üzerine yürümüşler ve burada karşılarına Pedasa’lılar çıkmıştı.Güç olarak üstün olan Perslere karşı sonunda Pedasa’lılar boyun eğmek zorunda kalmışlardı. Ayrıca M.Ö.V.yy.da Pedasa’nın ismi Delos Deniz Birliğine ödenen katkı payları arasında geçmiştir. M.Ö. IV.yy.da Mausollos’un Halikarnassos’a göç etmeye zorladığı altı leleg kentinden birisi de Pedasa olmuştur.

               Pedasa’nın bulunduğu yerde yapılan yüzey araştırmalarında bulunan çanak-çömlekler bu göçten sonra Pedasa’lıların bir süre daha kentlerini terk etmediğini göstermiştir. Pedasa’da yeterince arkeolojik bir araştırma yapılmamasına karşılık,buluntular kentin surlarla çevrili yuvarlak bir plân düzeni olduğunu göstermiştir. Bazı kalıntılar arazi konumundan ötürü kentin teras duvarlarıyla desteklendiğini, yamaçlarında Leleg mezarları ile çanak-çömlek parçaları bulunduğuna işaret etmektedir.

          Sibda (Side) (Muğla-Bodrum)

             Sibda’nın yeri kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber Bodrum Türkbükü koyunun 4 km. güneyinde dikkati çeken bazı kalıntıların bu kente ait oldukları sanılmaktadır. Sibde veya Side sözcükleri Hellen dilinde “Nar ağacı” veya “Nar” anlamına gelmektedir. Antik tarihçilerden Plinius ve Byzantion’lu Stephanos’un sözünü etmekle yetindiği bu yerleşim alanı büyük olasılıkla Bodrum çevresinde dikkati çeken Leleg kentlerinden birisi olmalıdır. M.Ö.IV.yy.ın ilk yarısında burada yaşayanlar Mausollos tarafından Halikarnassos’a göç etmeye zorlanmıştır.

             Yörede yüzey araştırması yapılmadığından,antik tarihlerden de bilgi edinilemediğinden kentin tarihi ile ilgili bilgiler yetersiz kalmaktadır. Gölköy ile Belen köyü arasındaki kalıntıların bu kente ait Karakol kalesi olduğu sanılmaktadır. Ayrıca yanındaki tepenin yamaçlarında kente ait bazı kalıntılara rastlanmışsa da ne oldukları anlaşılamamıştır. Yöresel yassı taşlardan işlenmiş bu kalıntıların surlara ve evlere ait oldukları anlaşılmaktadır.

          Souagele (Syangela) (Muğla-Bodrum)

             Souagele Bodrum’un 10 km. güney-doğusundaki Çiftlik Köyü’nün bulunduğu yerdeki bir tepenin üzerindedir. Souagela , Luwi dilinde bir sözcük olup “Ana Tanrıça’ya Giden Yol” anlamında olduğu anlaşılır. Bu sözcük Hellenleştirilmiş ve “Tanrıça Geçidi” olarak kullanılmıştır. Burası bir Leleg kentidir ve M.Ö. 2000 yıllarında kurulduğu sanılmaktadır. Bununla beraber tarihi konusunda yeterli bilgimiz bulunmamaktadır. M.ÖV. IV.yy.da Mausollos, Halikarnassos’un çevresindeki Pedasa, Telmessos, Termera, Madnasa, Sibda, Ouranion gibi leleg kentlerinin halkını Halikarnassos’a göç etmeye zorlamıştır. Souagele’ye bu konuda bir baskı yapmamış ,yalnızca yerlerini değiştirmekle yetinmiştir. Souagele’den günümüze yalnızca sur duvarları ile bazı burçlar gelebilmiştir. Bunlar bütün Leleg surlarında görülen kırık ve işlenmemiş taşlardan oluşmuştur. Bunların çevrelediği alan içerisinde yeterince bir araştırma yapılmamakla bazı yapı izlerinin varlığı da dikkati çekmektedir.

         Teikhiousa (Muğla-Bodrum)

             Teikhiousa, Bodrum’da Akbük’ün bulunduğu yerdedir. Buradaki Kazıklı Yarımadasının güneyindeki liman sit alanı olduğundan yeni yapılanmaya açılmamıştır. Teikhiousa, Hellen dilinde “surlarla çevrili kent” anlamında bir sözcüktür. Kentin ne zaman ve nasıl kurulduğu konusunda bilgimiz yoktur. Bununla beraber tarihte ismi ilk kez Thoukydides’de Atina-Sparta savaşı nedeniyle geçmiştir. M.Ö. 412’de Sparta’nın yanında yer almış ve Sparta donanması buradaki limanda konaklamıştır. Ayrıca Miletos’dan Didyma’ya giden kutsal yol üzerinde bulunan ve XIX.yy.da İngiltere’ye götürülen Arkaik heykellerden birisi de Teikhiousa tyranı Hares’e aittir. Kentten günümüze hiçbir kalıntı gelememişse de çevredeki köy evlerinin duvarlarında antik çağlara ait taşların olduğu da dikkati çekmektedir.

               BODRUM ÇEVRESİNDEKİ ANTİK KENTLER : Mandasa, Bargylia (Andanos-Gök Asar), Karyanda, Myndos (Gümüşlük), Oranion (ouranion), Pedasa (Pedasos, Bitez), Sibda (Side), Souagele (Syangela), Teikhiousa, Telmisos


Tarih : 11 Mart 2012 Pazar
Hit : 1670

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --