antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

        Bursa çevresi antik kentleri

         Adraneia, Hadriani (Orhaneli)

             Orhaneli, bugün Bursa’nın 65 km. güneyinde, Adronos Çayı (Orhaneli Çayı) güney kıyısında bulunmaktadır.Burada İlkçağda kurulan kentçiğin adı ise çeşitli tarihi kaynaklarda değişik biçimlerde geçmektedir: Adraneia, Adriani, Hadriani, Atriani,Adranos, Edranos. Osmanlı döneminde ise beyce olarak anılmıştır.Anadolu'da aynı adı taşıyan birçok kent vardır. Bu nedenle Orhaneli'ni diğerlerinden ayırmak için, Uludağ üzerindeki Hadriani anlamına, "Olimpos ad Hadriani" denmiştir. Köylüler, bugün yaygın olarak Adırnaz adını kullanır. Hatta Dağlılar'a genellikle Adırnazlılar denilmektedir. Roma İmparatoru Hadrianus tarafından kurulmuştur.Özellikle av mahalli olarak kurulan kente, kuruluşu sırasında mabet,okul yapıldığı söylenmekle birlikte, kuruluşu ve ilkçağ tarihi üzerine pek bir bilgi bulunmamaktadır. Kent MS 450’den başlayarak, Ortaçağ boyunca piskoposluk merkezi olmuştur. Bugünkü Orhaneli Çal Tepe ile Kusumlar Köyü’ne giden yol arasında, kare planlı, Roma dönemi duvar işçiliği özelliklerini gösteren bir yapı kalıntıları bulunmaktadır. Bunun güneybatı yakınında küçük bir nekropolü(mezarlık) bulunmaktadır. Kentte eski bir tapınak kalıntısı vardır. Texier, kenti imparator Hadrianus'un kurduğunu, 1835 yılında gördüğü kalenin, üç kemerden oluşan bir girişi olduğunu yazar. Yazar kentte birçok kalıntıya rastlar. 70X48 metre ölçülerinde, gymnasium(eğitim kurumu) olduğunu tahmin ettiği bir yapının temellerini belirler.

         Apollonia (Gölyazı)

            Bursa’nın batısındaki Uluabat Gölü kıyısındaki bir yarımada üzerinde kurulu kent. Kentin adı Bergama krallığı döneminde yaşamış olan kraliçe Apollonis’den gelmiş olabilir.Diğer bir görüş de kentteki Apollon tapınağının kentin adında payının olmasıdır.Bu tapınak kentin yakınındaki Kız adası mevkiindeydi.Adında Apollon geçen diğer kentlerden ayrılması için Rhydacum nehri(Orhaneli çayı) üzerindeki Apollonia anlamında "Apollonia ad Rhyndacus" olarak anılmıştır. Kızadası'ndaki eski tapınak, Bizans döneminde manastıra dönüştürülmüştür. Bu tapınağın taşları sonradan Haydarpaşa Limanı'nın yapımında kullanılmıştır.

         Basilinopolis

            İlkçağ kenti Basilinopolis’in yeri, Orhangazi’den gemlik yönüne 5 km. mesafede bulunan Çeltikçi Köyü’nün bulunduğu alandır.Doğu Roma İmparatorluğu’nun ilk yıllarındaki uygulamaya göre yeni bir kentin kurulması için de, imparator veya imparator ailesinden birinin girişimi gerekiyordu. Önce kurulacağı arazi satın alınıyor, kent ancak öyle kurulabiliyordu. Böylece imparator veya hanedan üyesi kente adını veriyordu.Bu konuda kaynaklarda rastladığımız en ilginç örnek, Bassilinopolis'tir.Buranın imparator Julianus'un annesi Basilline tarafından MS 365 yılında kent statüsüne kavuşturulduğu anlaşılıyor.Nikaia(İznik) topraklarında olan bu eski kasabanın kent olması için, Nikaia'dan bir kısım halkın geldiği veya getirildiği anlaşılıyor. Bugünkü köyün içerisinde bulunan yazıtlı bir lahit parçasından başka, İlkçağ kentinden günümüze herhangi bir kalıntı ve buluntu gelememiştir.

          Kios, Prousias (Gemlik)

             Kios, kentin bitişiğindeki ırmağın adıdır.Körfez kıyısında MÖ 1390’da kurulduğu sanılan kentin kuruluş tarihi, ilkçağ Hellen mitolojisinde ünlü bir destana dayanmaktadır. Bu destanın bir bölümüne göre; Doğu Karadeniz kıyısında Kolkhis kentinde bir kutsal ormandaki altın tüylü koç postunu ele geçirmek için yola çıkan Argo gemisindeki yiğitler yörede konaklarlarken, Herakles ile Polyphemos, yoldaşlarından ayrı düşer ve gemi, onları almadan yola çıkar. Böylece orada kalan Polyhemos, sonradan, Kios kentini kurmuştur.

             Kios kenti, MÖ. 7. yüzyılda önce Frigya, sonrada Lydia krallıklarına , MÖ. 652’de de Kimmerlerin egemenliği altına girmiştir. MÖ. 6. yüzyıl ortalarında Kroisos tarafından tekrar Lydia topraklarına katılan Kios, aynı zamanda zengin bir liman ve ticaret kenti durumunda idi. Daha sonra Perslerin egemenliği altına giren kente, MÖ. 3. yüzyılda Bithynia kralı I. Prusias kendi adını vermiştir. Prousias, Bithynia krallarından ikisinin adıdır. Kent aynı adı taşıyan diğer Prusa isimli kentlerden ayırt edebilmek için kent, Prusa ad Mare (Deniz kenarındaki Prusa) adıyla da anılmıştır. MÖ 75’te Roma egemenliği altına giren kent, Bizans döneminde zengin bir zeytincilik ve ipekçilik merkezi durumuna gelmiştir. Kios binlerce yıldır birçok uygarlığa beşik etmesine karşılık, eskinin yıkılıp, yenisinin yapıldığı bir kent olduğundan, antik çağdaki kentten günümüze herhangi bir kalıntısı gelememiştir.

          Lopadion (Uluabat)

             Bursa’nın Karacabey ilçesinin 4 km. doğusundaki Apolyont Gölü’nün (Uluabat gölü) batısında bulunan Uluabat köyünün yerinde idi.Lopadion Hellen dilinde çanak veya küçük çanak anlamındadır.Prof. Bilge Umar’a göre bu sözcük eski bir Anadolu dilinden gelmiş ve Hellen diline uydurulmuştur. Kentin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir.Tarihi kaynaklarda da ismi geçmemektedir.Günümüze Bizans dönemine ait bir köprü kalıntısı ile Ortaçağ sur kalıntıları dışında bir eser gelmemiştir.

          Miletopolis (Mileda)

             Karacabey’den Balıkesir’e giden yolun Mustafakemalpaşa kavşağında, Melde bayırı üzerindedir. Bununla beraber yeri tartışmalıdır. Miletopolis ismi Luwi dilinden gelmiş ve Hellen diline uydurulmuştur. Kentin kuruluşu ile ilgili bilgiler çok sınırlıdır. MÖ 1. yüzyılda burada Milada isimli bir topluluk yaşıyordu. Miletopolis’in tarihte ilk kez ismi MÖ.100’de duyulmuştur. MÖ. 85’de Romalı komutan Caius Flavius Fimbria, Pontus devleti kralı Mithradates’i Rhyndakos çayı (Orhaneli çayı) kıyısında yenmiştir. MÖ.400’den sonra adına sikke bastırmış, M.S.300’de Kyzikos başpiskoposluğuna bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur. Günümüze, Ortaçağ sur kalıntıları, Roma çağına ait mimari parçalar ve keramikler dışında herhangi bir buluntu gelememiştir.

           Myrleia, Apameia, Montaneia (Mudanya)

              Myrleia, Marmara denizi ve Karadeniz kıyılarına Hellen göçleri döneminde (yaklaşık MÖ. 700-550) Batı Anadolu’dan, İonia’daki Kolophon’dan (İzmir yakınlarındaki Değirmendere) gelen göçmenlerin bir kenti olarak Helenleştirilmiştir. Hellenistik Çağda, MÖ.3. yüzyıl sonunda, Makedonya Kralı V.Philippos, Myrleia’yı ele geçirmiş ve yakıp yıkmıştır. Daha sonra yöreyi akrabası olan Bithynia Kralı I.Prousias’a armağan etmiştir. Yeniden kurulan kent Prousias’ın karısının adından dolayı Apameia adını aldı. Kente Montaneia adı, ortaçağda, Latinler tarafından verilmiştir. Bu sözcük “Dağlık” anlamına gelmektedir. Mudanya’nın , Montaneia’nın bugünkü söyleniş biçimi olduğu sanılmaktadır. Antik kentten günümüze görünür herhangi bir kalıntı gelememiştir.

           Nikaia (İznik)

               İznik’in yerindeki ilk kent, ilkçağın erken döneminde kurulmuş, MÖ. 4.yüzyılda yıkılmıştır. Nikaia’yı yeniden kurup geliştiren, İskender’in ardıllarından komutan-kral Lysimakhos’tur. Kentin adı da Lysimakhos’un eşinin adından gelmektedir.Kent Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde, çağının sosyal, kültürel ve dinsel özelliklerini yansıtan, şehir surları su yolları, tiyatro, kiliseler ve anıtsal mezarlarla imar edilmiş, Roma ve Bizans dönemlerinde (MS 325 ve 787) I. ve II. Konsül toplantıları yapılarak, tarihsel olaylara sahne olmuştur.Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izlerine rastlanmıştır. MÖ. 293’te Bithynia Krallığı’na bağlanan ve bir süre Bithynia Krallığı’nın başkenti olan Nikaia daha sonra Roma’nın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürmüştür. İznik’teki Türkler öncesi döneme ait kalıntıların başlıcaları Kent Surları, Tiyatro, Ayia Sofiya Kilisesi , Koimesis (Meryem’in Göğe uçuşu) Kilisesi , Senato Sarayı kalıntıları, Beştaş/Casius Anıtı ve Ayios Trifanos Kilisesi’dir.

           Daskyleion/Dascilium

              Bursa ili sınırları içinde bu isimde iki yer bulunmaktadır. Bunlardan biri, antik dönemde Rhyndakos olarak anılan Nilüfer çayının denize döküldüğü yerde, bugünkü Eşkel/Esence Limanı adı verilen koyun kıyısındadır. Diğeri ise Manyas gölünün doğusunda bulunuyordu. Eşkel köyünün batı sahilinde, kumlar içinde kalıntıları halen görebilirsiniz.

           Filader/ Gündoğdu Kalesi

               Bursa ile Kurşunlu arasındaki dağın tepesindedir. Antik Phladarie kentinde kurulan köyde, çok derin bir dehliz varmış. Bu dehliz, köylülerin inancına göre Kurşunlu 'dan çıkarmış. 1840 yılında köye gelen Bernard, Castello denilen kale kalıntılarını görmüştür. Bugün bu kalenin kazılarda sadece bazı bölümleri çıkarılabilmiştir. Kalede kurtarma kazısı yapılmıştır. Bu köyde önceleri Panagia adlı bir de kilise vardı. Bu kilise de, kaleyle beraber tahrip olup, tümüyle yıkılmıştır.


Tarih : 11 Mart 2012 Pazar
Hit : 1838

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --