antikkentler

Bugün : 19 Eylül 2017 Salı



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

                                   KLAZOMENİA  URLA

           Oniki İon kenti arasında anılan Klazomenai, Urla-Çeşme yarımadasının kuzey kıyısında, İzmir Körfezi'nin ortalarında yer almaktadır Klazomenai kentinin kalıntıları bugün Urla ilçesinin İskele Mahallesi'nde, denize komşu tarlalarda ve kıyıya yakın Karantina Adası üzerinde bulunmaktadır. Klazomenai arazisinin (khora) doğuda Smyrna yakınlarına dek uzandığı sanılmaktadır. Balçova yakınlarındaki Agamemnon Kaplıcaları'nın civarında yer aldığı bilinen Apollon tapınağı kent arazisi içinde kabul edilmektedir. Kentin doğusundaki Güzelbahçe'nin yakın zamana dek Kilizman olarak adlandırılması da, kent alanının hiç değilse buraya kadar uzandığını kanıtlamaktadır. Batıda Erythrai ile sınırının Hypokremnos (İçmeler) civarında olduğu, olasılıkla Gülbahçe Köyü'nün Klazomenai'nin batı sınırını oluşturduğu, güneyde de kent arazisinin Sığacık Körfezi'ne dek uzandığı anlaşılmaktadır.
          Klazomenai'de İon göçmenlerine ait olan arkeolojik izler şimdilik en erken M.ö. 10. yüzyılın ortalarına, bir başka deyiş ile geç protogeometrik döneme aittir. Bu durum Pausanias’ın, Klazomenai’nin diğer İon kentlerine göre daha geç bir yerleşim olduğu hakkında vermekte olduğu bilgilerle uyumlu görünmektedir.
          İon kentinin kuruluş evresindeki sınırlarını tam olarak belirleyebilmek henüz mümkün olamamıştır.Prof.Dr. Hayat Erkanal'ın 1998 yılı çalışmaları sırasında Protogeometrik döneme ait oval/apsidal planlı bir evin küçük bir bölümü açığa çıkarılmıştır.Adanın kuzey tepesinde yer alan “Athena Polias” tapınağı alanında ele geçen geç arkaik figürinler M.ö. 5. yüzyıl başına aittirler. Halkın, M.ö. 5. yüzyılda, gerçekten Karantina Adası’nda yaşayıp yaşamadığını görmek amacıyla 1990 yılında adada küçük bir sondaj çalışması yapılmıştır. Çalışma sırasında beş ayrı tabakaya rastlanmıştır. En üstte geç Osmanlı dönemine ait tabaka yer almaktadır. Bu tabakanın altında, sondajdaki tek mimari yapıkatı olan, M.s. 5. yüzyıla ait Roma dönemi yer alır. M.ö. 4. yüzyılın ilk yarısına ait olan üçüncü tabakanın malzemesi yoğun olarak M.ö. 4. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenmektedir. Son iki tabaka M.ö. 5. yüzyıla aittir.

          Adadaki çalışma sırasında, sondajın boyutlarına oranla, oldukça fazla seramik bulguya rastlanmıştır. Bunun nedeni, sondajın tepenin eteğinde yer alması ve tepeden akan malzemenin bu noktada toplanmasıdır. Sondaj buluntularının çoğunluğunun M.ö. 5. yüzyıl tabakalarına ait olması, bu dönemde adada yoğun yerleşim olduğunun göstergesidir. Buna rağmen M.ö. 5. yüzyıla ait mimari yapı katına rastlanmamıştır. Bu döneme ait iki tabakadan ilki bir taban,YAPI EVLERİ ikincisi ise dolgu niteliğindedir.
           İonia ayaklanması sonrasında anakaradaki kenti terkeden Klazomenaililerin adadaki yerleşmelerinin M.ö. 4. yüzyıl boyunca da sürdüğü antik kaynaklardan bilinmektedir.
Antik kaynakların verdiği bilgilerin işaret ettiği diğer bir yerleşmenin, aynı tarihlerde anakarada kurulduğu anlaşılmaktadır (Khyton_)Phyton’un kente hakim olduğu bu dönem de pek uzun sürmemiş, satrap ayaklanmalarının bastırılması sonrasında, yüzyıl ortalarında, Atina-Sparta çekişmesinin de sonlanmasıyla, halk tedrici olarak anakarayı terkedip adaya dönmüş olmalıdır. Son yapı evresinin subasman duvarlarının çoğu kez bilinçli olarak sökülmesi de, adaya taşınanların tekrar kullanılabilir malzemelerini yanlarında götürmeleriyle açıklanabilir. Kentin terkinden hemen sonra, yaptığı işin doğası gereği yerleşim alanları uzağında kurulması beklenen bir iş kolu olan seramik atölyesinin, Khyton’da faaliyete geçtiği açığa çıkarılmıştır. Eski evlerin duvarlarını yer yer sökerek kendi kaba taşlı duvarlarını kuran ve kent planını bozarak [resim 07-05] alana yerleşen seramik atölyesinin de, ele geçen arkeolojik malzemeye göre M.ö. 4. yüzyıl üçüncü çeyreğinden sonra faaliyetini sürdürmediği anlaşılmaktadır. Makedonya kralı Aleksandros’un himayesinde adanın bir yolla anakaraya bağlandığıYAGHANE bilinmektedir. Bu yolun inşası sonrasında anakarada yerleşimin tamamen terkedildiği sanılmaktadır.
         M.ö. 4. yüzyıl kentinin ızgara planlı düzenli bir kent olduğu ortaya çıkmıştır Klazome- nai’de açığa çıkarılan kent, eskiçağ dünyasında ilk uygulamayı Miletoslu Hippoda mos'un yaptığı kabul edilen ızgara planın Anadolu’da arkeolojik olarak incelenebilen en eski örneklerinden biridir.Adanın doğu sahilinde, kısmen su içine gömülmüş, çoğunda mozaik ve fresko izleri görülen Roma yapıları izlenebilmektedir.Kuzey-batı kıyısındaki kayaya oyulmuş seramik fırınlarının kesin tarihlemesi şimdilik mümkün görünmemektedir. Bu fırınlarda, Klazomenai’de M.ö. 4. yüzyıl ortalarına kadar kullanıldığı bilinen armut şekilli planın yerine dikdörtgen bir plan kullanılmıştır. Adanın batısında, orta kesimindeki girinti içinde, su altında antik limana ait dalgakıran ve rıhtımın izleri görülebilmektedir.
         Adayolunun karayla birleştiği noktada Roma dönemine ait bir yapının izlerine rastlanmıştır. Antik adayoluna ait büyük mimari bloklara benzer malzeme, bu yapıda devşirme yapı taşı olarak tekrar kullanılmıştır. Konstrüksiyonunda Urla taşı blokların da kullanıldığı apsisli bir duvarı olan yapının pembemsi bir sıvayla kaplandığı, tabanının üstüste iki sıra halinde döşeme tuğlalarıyla döşendiği anlaşılmaktadır. Yapının duvarı ve tuğla döşemelerBULUNTU arasında ele geçen yeşil sırlı kase ve imparator Gratianus dönemine ait 4 bronz sikke yapının M.s. 4. yüzyıl sonlarına kadar kullanımda kaldığına işaret etmektedir. Kısmen yapının tuğla tabanı üstünde yer alan dört duvarı pembemsi sıvayla kaplı mezar içinde 30 yaşlarında bir kadının iskeleti yanısıra pişmiş toprak bir aphrodite figürini [resim 08-08], bronz iğneler ve tellerin eşkenar dörtgenler oluşturacak şekilde düzenlenmesiyle oluşturulmuş bir süs bandı ele geçmiştir. Figürinden yola çıkılarak bu mezar için M.s. 400 dolayları önerilebilmektedir.
         1992-1998 yılları arasında yürütülen kazı çalışmaları sırasında Hamdi Balaban Tarlası mevkiinde M.ö. 6. yüzyıla tarihlenen, Anadolu’da bilinenler arasında en eski zeytinyağı üretim tesislerinden birisi açığa çıkarılmıştır.İşliğe kuzeyden bitişen 5 no.lu mekan her iki evrede de depo olarak kullanılmıştır. İlk evrede yağın pithos adı verilen büyük küplerde saklandığı,LAHİT anakayadan oluşan taban içine kazılmış çukura yerleştirilmiş ve yerli yerinde korunarak günümüze kadar gelmiş bir örnekten dolayı kesinlik kazanmıştır [resim 10-10]. İkinci evrede pithos'un ve çevresindeki taş döşemenin üzeri örtülmüş ve üzeri kil ile sıvanarak yeni bir döşeme yaratılmıştır.
         Klazomenai’nin çoğu geç geometrik ve arkaik döneme tarihlenen nekropolis alanları belirlenmiştir. Nekropolislerin kentin tüm çevresine dağılmış ve çoğu durumda eş zamanlı olarak kullanılmış olmaları, dönemin soylara ayrılmış toplumunda, her soyun ölülerini ayrı yerlere gömdüklerini düşündürmektedir. Bunların dışında ise çevredeki bir çok tepe üzerinde yer alan ve tahrip edilmiş tümülüslerin bulundukları noktalar da gömü alanları olarak kullanılmıştır.Kent çevresindeki Duba Tepe, Nalbant Tepe ve Değirmen Tepe gibi yükseltiler üzerinde gruplar halinde gözlenen tümülüsler daha önceleri kaçak kazılarla tahrip edilmiştir. Nalbant Tepe’deki tümülüslerde açığa çıkarılan lahit parçaları ve yüzey malzemeleri tümülüslerin M.ö. 6. yüzyıl için ait olduklarını göstermektedir.
 




Tarih : 13 Ocak 2009 Salı
Hit : 2059

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --