antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

                                                      ANAIA DAVUTLAR AYDIN



     Bilge Umar Anaia adının Luwi dilindeki “Yamaç” anlamına gelen Anawa sözcüğünün Hellenler tarafından Anaia’ya dönüştüğünü ileri sürer. Kuşadasına bağlı Anya köyünün de Anaia’dan geldiğini ileri sürer. Batı Anadolu’da Samos (Sisam) adası karşısındaki bu kentin ismine Thoukydides de değinmiştir. Atina-Sparta savaşlarında (M.Ö. 431-400) Atina’dan kaçanlar buraya yerleşmişlerdir.

     Yine Thoukydides’den öğrendiğimize göre küçük bir liman şehri olan Anaia, Samos adasının tam karşısında olduğu için konumu bakımından iltica yeri olarak ün yapmıştı.İ.Ö.1050 tarihlerinden itibaren başlayan Hellen kolonizasyonunun önemli hedeflerinden biri olduğu Protogeometrik çanak çömleğin yoğunluğundan anlaşılır. Takip eden dönemleri temsil eden çanak-çömlek grupları Anaia’da yaşamın her zaman varlığını sürdürdüğünü gösterir.
Hellenistik çağı nasıl geçirdiği (İ.Ö.3.-2.yüzyıllar) bilinmemesine karşın, mezar taşları Roma çağında (İ.S.2.-3.yüzyıllar) Anaia’da bir Hera tapınağının varlığını işaret ederler. Hırıstiyanlığın resmi din kabul edilmesinden sonra (İ.S.4.yy) Anaia her zaman bir piskoposluk merkezi olur.Romalılar döneminde (MÖ. l.yüzyıl - MS. IV.yüzyıl ) önemli ticaret merkezlerinden biri olan Kuşadası'nda Ortaçağ'da önemli iki liman bulunuyordu. Bunlardan biri Phygela, diğeri de ve Anaia'dır.

       Anaia günümüzde "Kadı Kalesi" olarak anılan bir kale ile denizden gelecek tehlikelere karşı korunmaktaydı. Anaia, Phygela'nın güneyinde bir yerleşim yeri, liman ve Bizans çağında piskoposluk merkezi idi. Kent, XVIII.yüzyılda
bir antlaşma ile Bizanslılar tarafından Cenevizlilere koloni olarak verildi. Bugünkü Kuşadası'nın olduğu yerde ise Scalanova adlı bir ortaçağ kenti yer almaktaydı. Kente "Yeni İskele" anlamını taşıyan bu adın verilmesi, Efes limanının yerini almasından dolayı idi.

      Stratejik konumu ve verimli toprakları nedeniyle Bizanslılar, Selçuklular ve Aydınoğulları Beyliği arasında çekişmelere neden olan Kuşadası, 1413-1414 yıllarında Osmanlıların eline geçmiş ve önemli bir askeri üs olmuştur.


      Kültür Bakanlığı, Ege Üniversitesi ve Kuşadası Belediyesi arasında 2001 yılında yapılan protokolle Kuşadası Kadıkalesi'nde başlayan kazı çalışmaları Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Mercangöz başkanlığındaki 25 kişilik akademik bir ekiple devam etmektedir. Bugüne kadar yapılan kazı çalışmaları sonucunda höyük ve üzerindeki kalenin kendini göstermeye başladığını açıklayan yetkililer, kazılarda Hitit, Roma ve Bizans dönemlerine ait çıkarılan seramik parçalar, sikkeler, heykelcikler ve birçok tarihi eser ele geçirilmiştir.
       Anaia'daki kazılar sonunda ele geçen buluntu ve kalıntılar arasında Rodos şövalyelerine ait bir gümüş sikke, Kadı Kalesi'nin kapısı olduğu sanılan kalıntılar bulunmaktadır. Ayrıca Bizans döneminde limanı koruyan Kadı Kalesi'nin Ege ve Mısırla olan ticareti sağladığı da sanılmaktadır.

Kazı buluntularından Aydın Müzesi’nde korunan envanterlik eserlerin yanında, sarnıçtan gelen parçalar da zaman içinde tümlendiğinde Kadıkalesi’nin kendi müzesini yaratacak kadar çok sayıda özgün sırlı ve sırsız seramikler ortaya çıkacağı açıktır. Özellikle 13. yüzyılda bu Bizans taşrasında üretilen ve Anaia limanı aracılığı ile deniz aşırı ticareti yapılan seramiklere ilişkin olarak, Kadıkalesi’nin çok büyük ve önemli üretim merkezinin varlığını söylemek mümkündür. 2007’de bulunan bir ikona kalıbı da Kadıkalesi’nde, sadece manastırlarda üretilen kutsal resimlerin bile, muhtemelen buradaki manastırın himayesinde üretildiğini göstermiştir.


 


Tarih : 21 Aralik 2010 Salı
Hit : 2160

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --