antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

                                                    Nymphaeion (Nif-Kemalpaşa)

     İzmir’in ilçesi olan Kemalpaşa, Nif dağı eteklerindeki antik çağ kentlerinden Nymphaeion’un üzerinde kurulmuştur.
Helenistik dönemde kır perileri anlamındaki “Nympha” dan türetildiği açıktır. Nymphe’ler mitolojide sularla ilgili bir çeşit tanrıçalar olarak geçer. Kelimenin orijini ise “başı örtülü” yani “gelin” anlamındadır. Onlar daima genç ve güzel, çıplak, dans ederken içinden su akan bir kabı tutar biçimde tasvir edilmişlerdir. Suların ve ağaçların bol bulunmasından dolayı buraya su perilerine adanmış tapınak anlamına gelen “Nymphaion” denilmiştir.
Nymphaeion’un ne zaman kurulduğu bilinmiyor. Burası XIII.yy.da önem kazanmış, ikliminin güzelliğinden ötürü Bizans İmparatorlarının yazlık dinlenme yeri olmuştur. Daha sonra Latinlerin Bizans’ı 1204-1264 arasındaki istilaları sırasında Bizans’ın soyluları Anadolu’da küçük devletler kurmaya yönelmişlerdir. . Theodoros Laskaris, (İznik) merkez olanbir Bizans devleti kurmuş, İstanbul’dan kaçak soyluları yanında toplamıştır Batı Anadolu’nun bazı kesimlerini ele geçirerek İmparator unvanını kullanmıştır. Onun ölümünden sonra yerine geçen İoannis Dukas Batataes (1224-1254), yaz aylarını da İzmir-Kemalpaşa arasındaki Pınarbaşı köyünde, kışı da Nympaeion’da geçirmeye başlamıştır. Bugünkü Kemalpaşa’da ölünce de orada yaptırdığı Sosendra’nın Meryem kilisesine gömülmüştür. Onun yerine geçen Mikhael Paleologos Latinleri yenerek İstanbul’u Latin istilasından kurtarmış ve Ayasofya’da taç giymiştir.
Nif’deki Laskarisler sarayı, İmparator I.Theodoros Laskaris (1206-1222) zamanında yapılmıştır. Burası İstanbul dışında inşa edilmiş bir İmparator sarayı olması bakımından çok önemlidir plânı da İstanbul’daki Tekfur Sarayının küçük bir kopyasıdır. Saray içten 7.10 x 24.40 m. ebadında bir dikdörtgendir. Zemin katı dış yüzleri hafifçe yuvarlatılmış büyük kesme taşlardan meydana gelmiştir. Bu teknik Roma mimarisine has bir usuldür. Saray üç katlıdır. Zemin katta içeride dördü doğu duvarında, diğer dördü de batı duvarında olmak üzere 8 adet paye vardır. Buradaki pencerelerin dar ve ince uzun oluşu ise korunmak amaçlıdır. Bina bugün çok harap bir durumdadır. Zemin katı, diğer üç katın molozları ile dolmuştur. Birinci ve ikinci katın cepheleri ayakta kalmış, üst kat ve çatıdan ise hiçbir iz kalmamıştır. İkinci ve üçüncü katların mimari malzemenin devşirme olma ihtimali kuvvetlidir. Bu taş bloklar arasında harç kullanılmamıştır. Üst katlar ise dört sıra tuğla, bir sıra taş dizisinin üst üste konulması ile meydana getirilmiştir. Tuğla, yapıda oldukça fazla kullanılmıştır, pencere kenarları ile kapı girişlerinde bu sıkça görülmektedir


Tarih : 12 Mart 2012 Pazartesi
Hit : 1173

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --