antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

        Priene

          Priene (şimdiki ismi. Samsun Kale) Mycale Samsun Dağı eteklerinde kurulmuş bir İyon (Antik Yunan) şehridir. Şehir Menderes nehrinin 10 km kuzeyindedir. Şehir kurulduğunda deniz kıyısındaydı. Menderesin alüvyonu nedeniyle şehir şimdi kilometrelerce kara içerisindedir. Priene Anadolu'nun batı kıyılarında ki antiklerin en ilgi çekicilerindendir. Kalıntılar günümüze oldukça korunarak gelmiştir ve ziyaretçilerin yararına en uygun şekilde kazılmıştır. Priene küçük bir yerdir, yapıları da küçüktür. Çoğu kentin ilk dönemlerine aittir. Birçok ören yerinde rastlanan Roma yapılarıyla Priene'de karşılaşılmaz. Priene tam olarak bir Yunan kentidir. Priene'nin ilk yerleşim yeri kesinlikle bilinmemektedir. Priene, Atina' yı daima ana kenti gibi görmüş ve ilk günden İon birliğine üye olmuştur. Bir izine rastlanamayan eski kent hiç kuşkusuz Büyük Menderes'in çamurları arasında gömülüdür. İki etken Priene' ye önem kazandırır. Bunlardan biri antik çağın yedi bilgesinden biri olan Bias' ın Priene' de yetişmesidir.Bias'ın ünü Priene' ye de ün katmıştır. İkinci etken , Panionion için seçilen yerin Priene toprakları içinde bulunması ve buranın yönetiminde de büyük hak sahibi olmasıdır. Panionion' un kurulduğu kıyı şeridinde Samoslularda hak iddia etmişler, iki kent arasında ki anlaşmazlık yüzyıllar boyunca sürmüş ve her seferinde Priene üstün gelmiştir. Bu arada Maiandros ( Büyük Menderes ) her geçen gün kenti doldurduğu için Priene'nin yeri bugün kü kalıntılarının olduğu bölgeye taşınmıştır. Yeni kentin inşaatına Büyük İskender' in M.Ö. 334 yılındaki ziyareti sırasında başlanmıştır. İskender Athena Tapınağı'nın masraflarını ödeyecek , karşılığında ithaf hakkını kendisine almıştır. Priene deki ilk kazılarda bu ithaf yazıtı ortaya çıkartılmıştır. Ne yazık ki bugün bu yazıtlar Londra'daki British Museum' da sergilenmektedir. Kent yüksek bir kayalığın eteğindeki eğim üzerine kurulmuştur. Yukarıda dağın tepesine antik çağdaki adı Telonia olan Akropolis kurulmuştur. Akropolis de bir garnizon görev yapmakta, komutanların dört aylık görev dönemleri olmakta ve bu dönem içinde hiç bir şekilde akropolisi terk edemezlerdi. Eski savunma duvarlarının bazı parçalarına günümüzde de rastlanmaktadır. Akropolis' e dar bir patikadan çıkılmakta olup yukarıda muhteşem bir manzara sizi beklemektedir.

          Priene M.Ö. 1200 yıllarında Batı Anadolu kıyılarına yönelik Dor göçü sırasında Atina Kralı Kodros’un torunlarından Aipytos tarafından kurulmuştur. Ancak Priene’nin ilk kurulduğu yerin nerede olduğu bilinmemektedir. İon yerleşmesinin başladığı yıllarda kurulan kentlerin başında da Priene gelmektedir.  Şehir sonra Lidya lı Ardys tarafından alınır.MO 6. yy in ortalarında şehrin "Bilge"si Bias yönetiminde, şehir tekrar canlandı ve zenginleşti. MO 545 yılında Pers Kralı Cyrus (Kurash) tarafından ele geçirildi. Şehir Perslere karşı İyon Başkaldırısı na (MO 499) 12 gemi ile katildi. M.Ö.334’de Büyük İskender Perslere karşı savaşa giderken buraya uğramıştır. Yeni kentin yapımı Büyük İskender’in M.Ö.334’de İonla’ya gelişinden sonra büyük hız kazanmıştır. Büyük İskender burada yapılmakta olan Athena mabedinin yapımına maddi katkıda bulunmuş, bunea karşılık Prieneliler de mabedi ona ithaf etmişlerdir. Nitekim Priene kazılarında bunu açıklayan bugün British Museum ‘da olan bir ithaf yazıtında bu açıkça yazılıdır. Priene, M.Ö.II.yy.da Pergamon Krallığının yönetimine girmiştir. Bu yıllarda Kappadokia kralı Ariarathes, kardeşi Orophernos tarafından tahttan uzaklaştırılmıştı. Böylece Kappadokia Kralı olan Orophernos eline geçirdiği 400 talenti Priene’ye saklanması için göndermişti. Ne var ki, Ariarathes Bergama Kralı II.Athalos’un yardımıyla yeniden Kappadokia tahtına geçince,kardeşinin gönderdiği bu parayı Prieneli yöneticilerden istemiştir. Prienelilerin parayı ancak onlara veren kişiye iade edebileceklerini söylemeleri üzerine Ariarathes, Attalos’un da izniyle Priene topraklarına saldırmıştır. Prieneliler Roma’dan yardım istemelerinin yanı sıra fırsatını da bularak parayı Orophernos’a geri vermişlerdi. Bütün bu olaylar gelişirken Prieneliler epey güç günler geçirmişlerdir. Priene,Bergama krallığından sonra M.Ö.II.yy.da Romalıların egemenliğini tanımak zorunda kalmıştır. Ancak Maiandros nehrinin sürekli getirdiği toprak ve çamur birikimleri kentin denizden uzaklaşmasını gittikçe hızlandırmıştı. Bu arada kent halkı Roma’ya ödemek zorunda kaldığı vergilerden, Mitpridates zamanındaki savaşlardan büyük zarar görmüştür. Siyasi baskılardan Neulokhos limanını kullanamamış,komşusu Miletos’un güçlenmesi sonucu onunla ekonomik yönden rekabet edemeyince de önemini yitirmeye başlamıştır. Roma İmparatorluğunun sonlarına doğru çevresindeki kentlerin ilgisinden tümüyle uzaklaşan Priene Bizans çağında yalnızca bir piskoposluk merkezi olmasıyla yetinmiştir. Komşusu Samos (Sisam) ile ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve Büyük İskender in ölümünün ardından çıkan karışıklar dolayısıyla şehir güçsüzleşti. Roma 155 yılında şehri, Bergama (Pergamon) ve Kapadokya krallarının elinden kurtarmak durumunda kaldı. Kapadokya kralının asi oğlu Orophernes, Romalıların şehri alması ile Priene’e gömdüğü hazinesine ulaştı ve adak olarak şehirdeki Athena tapınağını onardı. Roma ve Bizans yönetimi altında zengin bir şehir olarak kaldı. 13. yyda şehir Türklerin eline geçti.

          İngiliz (sanat ve eski eser ticareti yapan ve Francis Dashwood tarafından kurulan) Dilettante Sosyetesi 1765 ve 1868 de, taraçalanmış planlı şehrin kalıntılarını araştırma ile görevli bir grup gönderdi. Bu grubun çalışmaları ve daha sonra Berlin Müzesinden Theodor Wiegand (1895-1899) ın çalışmalarından sonra şehrin tamamen soyulduğu ve harap edildiği görülüyor. Şehir, 4. yy da tekrar kuruldu. Şehrin yeni planı, yolların birbirini dik açı ile kestiği bir dikdörtkendir. Bu plan günümüzün modern şehir planı Grid in öncüsünü oluşturur. Şehrin üzerine kurulduğu dik yamaç güneye bakar. Şehrin Akropolis'i 230m yukarıdadır. Şehir güvenlik kuleleri olan 2 metre kalınlığında taş duvar ile çevrilidir. Şehre giriş, üç ana kapıdan yapılır. Akropolisin aşağısındaki yamaçta Demeter tapınağı bulunmakta idi. Şehrin, 7m genişliğinde doğu-batı doğrultusunda altı ana yolu ve buları dik kesen genişliği 3.5m olan 15 tali yolu vardır. Şehirdeki tüm kavşaklar arasındaki mesafe aynıdır. Dolayısıyla şehir 80 eşit alanlı bloğa ayrılmıştır. Özel evler, her bloğa sekiz ev seklinde düzenlenmiştir. Şehirde temiz su ve kanalizasyon yapıları açıkça görülebilir. Priene evleri ile eski Pompei evleri arasında benzerlikler vardır. Athena Polias tapınağı, şehrin bati yarısında, ana yolun kuzeyinde yüksek bir terasa kurulmuştu. Yüksek bir isçiliğin eseri bir merdivenle çıkılan bu tapınak ön yüzünde 6 kolonu bulunan (hexastyle) bir yapıya sahiptir.  Ana yolun bir yanında, yüzü yola bakan bir seri toplantı binaları diğer yanında ise güzel bir alışveriş merkezi vardır. Kuzeyde, Belediye binaları, Roma tipi gymnasium ve iyi korunmuş bir tiyatro vardır. Şehir planının ortasındaki tüm yapılar gibi, Isis ve Asclepius tapınakları tamamen harap haldedir. Büyük bir stadyum, şehrin en alçak yerinde, güneyde duvarların içinde kurulmuştu ve İyon zamanından kalan gymnasium ile bağlantısı vardı.

          Athena Tapınağı

          Priene'nin baş tapınağı Athena Tapınağı'dır. Ayakta durduğu dönemlerde tüm kente hakim bir durumda idi. Athena Polias tapınağı, şehrin bati yarısında, ana yolun kuzeyinde yüksek bir terasa kurulmuştu. Yüksek bir isçiliğin eseri bir merdivenle çıkılan bu tapınak ön yüzünde 6 kolonu bulunan (hexastyle) bir yapıya sahiptir. Tapınağın mimarı aynı zamanda Dünyanın Yedi Harikasından biri Mausoleumun da mimari Pytheostur. 1870 te Athena heykelinin kaidesinin altında, Kapadokya tarafından yapılan restorandan kalması olası, Orophernes resimli gümüş yirmi-drahmiler ve bazi mücevherler bulunmuştur.1868 - 69 yıllarında ingiliz kazıcılar tapınak duvarlarının bir insan boyu korunageldiğini gözlemlemişlerdir Ancak sonraki yıllarda buradan taş alan köylülerin geriye bıraktıkları temellerden başka bir şey değildir. Tapınağın mimarı, daha önce Halikarnassos'taki Mausoleion'da çalışan Karialı Pytheos'tur. Pytheos tapınak inşaası konusunda Athena tapınağını örneklediği bir kitap yazmıştır. Bu kitapdan Roma döneminde bile yararlanıldığı bilinmektedir. Antik çağda tapınaklar, günümüz ibadethanelerinden farklı olarak, cemaatin toplanmasına yönelik değildi. Yapı tanrının barındığı bir yer olarak görülmüş ve sadece törenlerde rahipler ve özel görevli kişiler içeri giriyor, toplanan kalabalık dışarıda bekliyordu. Tapınak M.Ö. 334 yılında İskender tarafından Athena'ya adanmıştır. Daha sonra ikinci bir ithaf Augustus'a yöneltilmiştir. Böylece aynı tapınakda Athena ve Augustus birlikte tapım görmeye başlamıştır.

           Hellenistlik Tiyatro

          Priene'de erken zamanlara giden bir yapıdır, Roma dönemimde yapılan değişikliklere rağmen yunan özünü koruyan tiyatro, Hellenistlik tiyatro yapıları konusunda eşsiz bilgiler sunmaktadır. Tiyatroda yapılan etkinlikler öncesinde Dionysos'a kurban sunmak bir gelenekti. Sahne yapısı iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm malzeme ve soyunma odalarını kapsayan iki katlı bir yapıdır. İkincisi ise ileriye doğru taşan , tek katlı bir proskenionadır. Başka hiçbir yerde böylesine koruna gelmiş hellenistlik bir proskeniona rastlanmaz. Ön sıra orkhestranın çevresine aralıklarla dizilmiş beş adet mermer onur koltuğundan oluşur. Bu koltukların rahipler için ayrıldığı bilinmektedir. Beşinci sıranın ortasına önemli kişilerin oturduğu bir loca yerleştirilmiştir. Fakat bu locanın sonradan eklendiği anlaşılmaktadır.

          Stadion

          Kentin en alçak kesiminde, güney surların yakınındadır. Mevcut yapı M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenir ancak öncülüğünün olması gerekir. Çünkü belgelerde M.Ö. 4.yüzyıldaki yarışmalardan bahsedilmektedir.


Tarih : 12 Mart 2012 Pazartesi
Hit : 3713

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --