antikkentler

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi



    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 

        Hattiler,


             Anadolu’nun ismi bilinen en eski halkıdır. Hititlerden önce Orta Anadolu’da şehir devletleri biçiminde örgütlenen Hatti prensliklerinin büyük bir bölümü Kızılırmak nehrinin oluşturduğu yayın içinde yer alıyordu. Bu Hatti prensliklerinin en önemlileri; Alacahöyük (Arinna), Hattuş (Boğazköy), Alişar, Eskiyapar, Horoztepe, Hasanoğlan, Etiyokuşu ve Mahmatlar’da bulunmaktaydı.2000 tarihlerinden itibaren teker teker Hititlerin eline geçtiler. Ancak yinede nüfusun çoğunluğunu oluşturuyorlardı.
Anadolu Yarımadasının bilinen en eski adı "Hatti Ülkesi" dir. 1700 yıl boyunca bu isimle anıldı Anadolu. İlk olarak Mezopotamya kaynaklarında, Akkad Sülalesi Döneminde (2350-2150) bu adlandırmaya rastlıyoruz. VII.yy. Asur kaynaklarına dek bu adlandırma kullanılmıştır. Bu isim öylesine yerleşmişti ki, 2000 lerde gelmeye başlayan Hititler bile yeni yurtlarından "Hatti Ülkesi" diye söz etmişlerdir.

             Hattilere, Proto-Hitit demek yanlıştır. Hititler, Hattilerin devamı değildir. Bunlar dilleri ve ırkları tamamıyla ayrı iki halktır.
Çoğu kişi Hattilerle Hititleri birbirine karıştırır ve ikisinin aynı halk olduğunu düşünür ancak bu doğru değildir: Hattiler, Hititlerden önce bölgede varlık gösteren yerli bir Anadolu halkıydı. Ancak bu halk başta din ve kültür olmak üzere Hitit uygarlığı üzerinde çok büyük etkiler yapmıştır. Öyle ki, Hititler Hatti ülkesinin siyasal egemenliğini ellerine geçirdikleri zaman sahip oldukları toprakları yine eskiden olduğu gibi "Hatti ülkesi" şeklinde tanımlamaya devam etmişlerdir. Bundan dolayı dönemin diğer devletleri de Hititleri Hattiler şeklinde tanımlamışlardır. Aslında Hitit adı da Hatti şeklinde telaffuz edilen kelimenin bozulmuş halidir ve kesinlikle uydurma bir isimdir.
             Hitit İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Suriye bölgesinde yaşamış olan Geç Hititlerin adı Tevrat’ta "Htt" şeklinde geçer ve bu "Htt" harfleri gerçekte Hatti kelimesine karşılık gelir. Ancak İbranice bir Sami dili olduğu ve Sami dillerinde sesli harfler yer almadığı için Tevrat’ta bu uygarlığın ismini gören kişiler onu yanlış bir biçimde Hitit olarak telaffuz ettiler. İşte Hitit ismi bu şekilde ortaya çıktı. Sonra Hattilerle Hititlerin aslında farklı halklar oldukları anlaşılınca bir karışıklığa meydan vermemek için şu anda bizim Hititler diye bildiğimiz halk yine "Hitit" şeklinde tanımlanmaya devam edildi.Daha öncede dediğim gibi Hattiler Anadolu’nun yerli halkıdır ve Hititler gibi Hint-Avrupa kökenli değillerdir. Dilleri günümüzde bilinen hiçbir dil grubuna girmese de Asya kökenli bir dil olduğu anlaşılıyor. Hatti dilinde kelimeler, sabit bir kelime köküne ön ve sonekler ilave edilerek türetiliyordu. Bu dilde özellikle önek kullanımı yaygındı ve çoğul hale getirmek için gerekli ek kelime başına ekleniyordu. Mesela Hatti dilinde Şapu Tanrı demektir, Waşapu ise Tanrılar anlamına gelir. Binu çocuk Lebinu çocuklar demektir. Tabi Hattiler döneminde Anadolu’da yazı kullanılmadığı için Hattice hakkındaki bu kısıtlı verilere Hitit arşivlerinde yer alan bazı Hattice metinler yoluyla ulaşabiliyoruz. Zira Hatti dili Hitit egemenliği döneminde de özellikle dini metinlerin ve dua metinlerinin yazılmasında kullanılmıştı ve halk bu dili konuşmasa da olasılıkla rahip sınıfı Hatti diline hakimdi. Yapı olarak Hattice’den çok farklı olan Hititçe ise aynı İngilizce, Fransızca, Yunanca gibi bir Hint-Avrupa dilidir ve yazıya dökülen dolayısıyla varlığı bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir.Anlaşıldığı gibi köken olarak birbirinden tamamen farklı olan bu iki halk, Hitit kökenli bir yönetici sınıfın tüm bölgeyi ele geçirip merkezi bir yönetim kurmasından sonra aynı siyasi yapı içinde birleşmiştir.
              Hatti kültürü, Hitit kültürü üzerinde öyle büyük izler bırakmıştır ki Hitit Tanrılar topluluğunun en önemli Tanrıları Hatti kökenlidir ve Hitit mitolojisini meydana getiren mitlerinde çoğunluğu yine Hatti kökenlidir.Hint-Avrupa kökenli Hititlerin Hattilerin kültürünü ne kadar çok benimsediklerini gösteren en belirgin şey, eskiden Hatti egemenliğinde olan bölgeyi ele geçirdikten sonra bile orayı "Hatti ülkesi" olarak tanımlamaya devam etmeleri ve hatta kendilerine de Hattili demeleridir. Ancak ülke nüfusunun büyük bir kısmının Hatti kökenli olması da bu tutumun bir nedeni olabilir.
             Hattilerin okur yazar olduklarına dair belge ele geçmemiştir. Kendilerine özgü bir yazı şekilleri de bulunamamıştır. Hatti beyliklerinin Kaniş'te olduğu gibi Asurca bilen katibler kullanmışlardır.Hattiler insan şekilli, hepsinin adı olan erkek ve kadın tanrılara taparlardı. Yani hayvana tapınma evresini geçmiş bir uygarlığa sahiptiler.

         Hatti sanatı
           Özgün Hatti sanatı. Eserlerini, altın. gümüş. elektron ve bronzda imal etmişlerdir. Vazo biçimleri, heykelcik tipleri, bezeme çeşitleri belirgin üslup birliği oluşturur. Bunlarda ve idoller, mühürler, ağırşaklar, vazocuklarda oluklu, yivli bezemeler, fırıldak motifi kullanılmıştır. Diademlerde ve kurslarda görülen kafes yada ızgara biçimindeki bezeme bir Hatti özelliği olup, Kültepe keramiklerinde de görülür.
           Hayvan heykelciklerinde, diademlerde, kabarık nokta dizelere ya da ortaları noktalı bezemelere de rastlanır.Alişar, Alacahöyük, Horoztepe, Ahlatlıbel, Etiyokuşu, Mahmatlar kazılarının OrtaTunç Çağı tabakaları, Hatti uygarlına ait, yukarıdaki özellikleri gösteren çok sayıda eser vermişlerdir




 


Tarih : 18 Haziran 2013 Salı
Hit : 7711

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --