antikkentler

Bugün : 22 Eylül 2017 Cuma




    Anadolu Uygarlıkları
    BATI  ANADOLU
    AKDENİZ  BÖLGESİ
    ORTA  ANADOLU
   DOĞU ANADOLU

 




 
Dara_mardin

             DARA MARDİN

     Dara , Mardin'den 30 Km güneydoğuda, Mardin-Nusaybin karayolu üzerindedir. Mezepotamyanın bu ünlü şehri bugün
orta büyüklükte bir belde haline gelmiştir(oğuz). Dara Harabeleri, içinde pek de bilinmeyen bir Mardin’i saklıyor ve hâlâ sırlarını korumaya devam ediyor.
Tarihimize Dara kalesi olarak geçmiştir. Dara su sarnıçları,tiyatrosu, su değirmeni,
baraj(subent'i),mahsarası,köprüsü,kilisesi,çarşısı ,deposu,tophanesi ve 40 metre derinliğindeki yeraltı yerleşimi(sonradan zindan olarak kullanılmış) halen görülebilir. Mezopotamyanın EFES i kabul edilen Dara bir Ahamani olan Darxis tarafından M.Ö.530-570 te parsedia(dinlence) olarak inşaa ettirilmiştir. Şehir miladın ilk asırlarına
kadar İranlılar ile Romalılar arasında el değiştirmiştir. 7. Yüzyılda Arapların eline geçen şehir, daha sonraki Yüzyılarda yerel beylikler tarafından yönetilmiş ve 15-16.y.y da Osmanlıların eline geçmiştir. Harabelere ve kalıntılar arasında ara sıra bulunan paralara(daryaka) bakılacak olursa zengin bir şehir olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şehrin kurucusu Daraxis tarafından yaptırılan muteşem yeraltı yerleşim birimi sonradan zindan olarak kullanılmış, bugünde bütün heybeti ile ayakta durmaktadır.Konuşma dili olarak Aramic'e kullanılmış,İnanç olarak'ta adına ataş kuleleri yapılan Ahura

 


Mazda ya inanırlardı.Şehir oyulmuş kent kalıntıları,su sarnıçları,su kanalları, mahsarası hala çok iyi görülmektedir.
Şehirin surları ve burçlarını anlatacak olursak:Dara Kent Kalıntıları, kayalar içinde oyulmuş çevresi 8-10 kilometreyi
bulan geniş bir alana yayılmıştır

1- Asıl Şehir:Çevresi 4 Km lik surlar çevrilmiştir. Biri kuzeye diğeri güneye açılan iki tane kapısı vardır. Şehri çevreleyen sur, kuzey kapısının doğu ucundan başlayarak Zellace mevkiini takiben çayın üstünden hendek yerini mağaraları içine alarak tophaneye iner, buradan Bertevil Sarayının yanında güneye açılan kapı ile birleşir. Güney kapısının batı ucundan başlayan sur, Mahsara'yı (Eski Mezarlık) içine alırak kesik kayanın üzerinden Hakni mevkiine çıkar. Su sarnıçlarının yanından Yunus ziyaretini ve İç Kale'yi de içine alıp Kale Camiinin doğusunda birleşerek şehri
çevreleyen suru oluşturur. Şehir harabeleri içindeki eski kalıntılardan kilise, saray, cami, çarşı, ev, köprü ve su sarnıçları
hala mevcudiyetlerini muhafaza etmektedir.

2- İç Kale:Şehrin kuzeyinde elli metre yüksekliğindeki tepenin üst düzlüğünde kurulmuştur. Bugun tepenin üzerinde
köylülerin yaptırdığı ve içinde yaşadıkları evler mevcuttur.
MEZOPOTAMYA’NIN İLK BARAJI

Antik kent, Doğu Roma’nın diğer deyişle Bizans’ın, Güneydoğu metropolü Nisibis’den (bugün Nusaybin) sonra ikinci önemli sınır kenti olarak biliniyor. Kaynaklara göre ticaretin kalbi İpek Yolu, kentin içinden geçiyordu. Bu transit ticaret merkezi, bir dönem piskoposluk merkezi de olmuş ancak sürekli devam eden akınlar sonrasında sönüp gitmişti.

Bilgilendirme tabelaları Dara’nın Mezopotamya’nın ilk barajının ve sulama kanallarının kurulduğu kent olduğunu yazıyordu. Bugün şaşırtıcı nizamıyla dikkat çeken kanallara ait izler yerli yerindeydi. Su sarnıçları, su depoları, bir su medeniyetine işaret ediyordu. Suyun akışını, oranını ya da bekletilmesini kontrol edebilen bir sistemin kalıntıları olan
havuzlu salonu ve hendeği ile beraber...

Köyün etrafında kayalara oyulmuş 6-7 kadar mağara evler tavanlarındaki süslemeleri, duvarlarına işlenmiş Meryem, İsa ve haç figürleriyle kaya kiliselerine dönüşmüş yapılar kentin Hıristiyanlık macerasını anlatıyordu. Fakat Dara pek çok dine farklı zamanlarda ev sahipliği yapmıştı. Din çeşitliliği, beraberinde çatışmaları getirmişti. Bu durum da bugün farklı dinlere ait simgeleri bir arada görmemizin sebeplerinden biri olarak görünüyor. Bunların tarihi Geç Roma(Erken
Bizans) dönemine kadar gider.Kalintilar arasindaki büyük kesme taslar ve bulunan sikkelere bakilacak olursa dara’nin geçmiste büyük ve görkemli yapilara ve zengin hazinelere sahip oldugu söylenebilir.

Mezopotamya’nın Efes’i olarak nitelenen Dara kentinin parçaları şu an varolan köyün inşasında kullanılmıştı. Ve bu yüzden kent hakkında net verilere ulaşmayı güçleştiriyordu.

 


Tarih : 18 Haziran 2013 Salı
Hit : 1871

Hazırlayan Mustafa Cirban -- mcirban@ttmail.com --