ANASAYFA
     KIZILAVLU
     AKROPOL
     ASKLEPİON
     ALLİANOİ
     ZEUS
Derleyen :Dr.M.Cirban mcirban@ttmail.com

ASKLEPION   

    
         Antik Çağın en önemli 3 sağlık merkezlerinden biri olarak ün yapmıs Bergama Asklepionu, kendi çağdası olan diğer iki; Epidauros ve Kos Asklepion’ları ile birlikte sağlık tanrısına adanmıs hem tapınım yeri hem de, sifa bulunan sağlık merkezleridir. Bugün, Bergama Asklepion’unda görülen kalıntıların
çoğunluğu M.S. 2. yüzyılın ilk yarısına, yani Roma Dmparatoru Hadriyanus M.S.117-138 ve Dmparator Antoninus Pius M.S. 138-161 yılları arasında hüküm süren Roma Dmparatorlarının dönemlerinde sağlık tanrısı Asklepion adına yapılmıs diğer ilave yapılardır. Ancak yapılan arastırmalar Bergama Asllepion’unun  M.Ö. 4.yüzyılda kurulduğunu ortaya koymaktadır.Tarihçi Pausanias burada yer alan sağlık tanrısı Asklepios Tapınağının M.Ö. 4. yüzyılda insa edildiğini eserinde yazmaktadır.Ünlü tarihçiye göre Asklepion kültü buraya; Bergama’nın kuzeyindeki Madra Dağında avlanırken ayağından yaralanan Archias adında bir kahraman tarafından getirilmistir.Mitolojik öyküde, ayağından yara alan Archias
sağlığına kavusmak için önce Epidauros’taki Asklepion Tapınağına gitmis,buradaki rahiplerden aldığı ilahi öneriler üzerine Bergamaya gelerek, Asklepion kültünüde beraberinde getirip burada yayılıp gelismesine öncülük etmistir. Böylece ilk tapınak Ayvazali yöresinde kutsal çesme ile onun yanındaki kayalık alanda kurulmus oluyordu. Baslangıçtan beri bu kutsal bölge adım adım genisletilmistir.
M.Ö. IV. yüzyılda büyük alanda bulunan kaya ve temeller üstünde genisletilmis olan Asklepion kutsal yol boyundaki anıt-mezarlarda klasik kültür bakımından özel bir durum tasıyordu.MÖ 280 - 133 Bergama Krallağı döneminde akropol ve kent gibi Asklepion da genis ölçüde kalkınma ve yükselme içine girmisti. Özellikle mermer isçiliğin değerli yapıtları ile süslenmistir: MÖ 156 ‚da Bergama’ya Bitinya kralı II. Prusias saldırmıs, kenti kusatmasına karsın alamayınca asağı kenti ve Asklepion'u yağmalamıs, tüm heykel ve sanat ürünlerini alıp ülkesine götürürken Asklepios heykelini de unutmamıstır. Bergama kralı III. Attalos zamanında sağlık tanrısı ile kral arasındaki sınıf ayırımı kaldırılmıs ve Asklepios'un sağlık yurduna Kral kutsal yeri seklinde isimlendirilmistir.
          MÖ 218’ de Büyük iskender'in hazinesi yüzünden Suriye kralı III.Antiokhos ordularını, Bergama kralı I. Attalos üzerine göndermisti. Bergama’ya kadar gelebilen bu ordu, akropolü kusattı ve kenti yakıp yıktı. Asklepion ise çok az zararlı çıkmıstı.MÖ 201 de Makedonya kralı V. Filip, akropolü zaptedemeyince  Asklepion’a büyük zararlar  vermisti. M.Ö 183-173 yılları arasında Bergama kenti bayındırlık asamasına geçerken Asklepion da gözden geçirilmis ve genisletilmistir.Bu dönemdeki plana göre yer kazanmak için güney eğimli alan destek duvarlarıyla kapatılmıs ve bir dehliz olusturulmustur. Don düzenindeki mermer tapınak kayalıklar üstünde yükselmis, tedavi salonları kurulmustur. Kutsal su için
tas çesme ve havuz yapılmıstır.Asklepion’u incelerken ilk kurulus dönemi ve bu kültün ortaya çıkısı
Bergama Krallık dönemi öncesine ait olduğunu tespit etmemize rağmen,çalısmamızı, “Bergama Krallık Dönemi” baslığı altında bu kültü inceleyerek ele almak, ihtiyacını duyduk Kapısında : “Ölümün Yasaklandığı, Vasiyetnamelerin Açılmadığı Yer”olarak da söhreti Bergama sınırlarını asmıstır. Dünya tıp tarihinde büyük bir söhrete erismis olan Galenos’da, meslek hayatı içinde Bergama Asklepion’u ile
özdeslesmistir.Bergama Asklepion’da görevli rahipler, “Asklepiad” adı verilen Bergama’nın soylu ailelerinden geliyorlardı. Bu babadan oğula geçen bir meslekti.Bunların basında da bir basrahip bulunuyordu. Asklepion rahipleri aynı zamanda birer hekim olup telkin yoluyla, değisik bitkilerden yaptıkları ilaçlarla buraya gelen hastaları tedavi ediyor, ayrıca hastalar sifalı su ve çamur banyolarından yararlanıp spor yapıyorlardı.Ünlü tarihçi Pausanias’tan sonra Ünlü hatip Aelius Aritedides, M.S. 2.
yüzyılda buraya gelip kalmıstır. Kaldığı süre zarfında Bergama Asklepion’da yapılan tedavi ve fiziyoterapiBÜYÜK ALAN metotlarını; hastalara uygulanan masaj, su ve çamur banyolarını kaleme alarak günümüze yazılı bir belge bırakması bakımından çok önemlidir. Ayrıca kazılarda ele geçen bazı yazıtların üzerinde de tedavi
yöntemlerinden bahseden bilgiler mevcuttur. Antik çağlarda Yunan halkı ölümden sonraki yasamı hep yerin altında karanlıklar içinde düsünmüs ve bu yasama hep soğuk bakmıstır. Ölüm öncesi yasama sıkı sıkı bağlanıp, ölümden sonrasına hep üstün tutmusdur. Bu yüzden gerek Anadolu gerekse Yunanistan hep tiyatrolarla, stadyumlarla ve hamamlarla doludur. Oysa Mısır tam bir mezarlıklar ülkesidir. Yasamın vazgeçilmez kaynağı sağlık da unutulmamıs, pek çok değisik yerlerde sağlık için tesisler yapılmıstır.
Ünü günümüze kadar ulasan Bergama’nın Asklepion’u (Asklepieion) da sağlık alanında hizmet vermistir. Günümüz Bergama’sının önemli tarihsel ve gezmesel yeri, antik Pergamon’un sağlık yurdu Asklepion’un kurulusu İÖ 4. yüzyıla dayanır.Yapılan kazılar Asklepion, Asklepion olmazdan önce yine aynı yerde baska bir yerlesimin olduğu sonucunu çıkarmıstır. Sağlık ve doktorluk tanrısı Asklepios için adanan bu tapım merkezi, olasılıkla, Anadolu’da sıkca karsılasıldığı gibi, baska bir tapım merkezinin üzerine kurulmustu.
Asklepion’daki yapıların, Akropol’ün asağısında kalan bir düzlükte korumasız sekilde açık bir alan üzerinde yer alması sebebiyle, tarih içinde birçok saldırılara maruz kalarak defalarca yıkılıp yakılmıstır. Her defasında yeniden insa edilmis veya onarım görerek; günümüze kadar kısmen korunmus olmasının en
büyük nedeni, yüzyıllar boyunca yağmur sularının getirdiği toprakların bu düz ve Akropol dısındaki konumuna göre ise, çukur alandaki bu bölgeyi doldurmasıdır. Asklepion’un islevi, barındırdığı yapıları, söylenceleri ve ünlü Bergamalı hekim Galenos’u görmeden önce, Asklepion’a adını veren, eski Yunan’ın ve Roma’nın sağlık tanrısı olan Asklepios’u tanımak gerekir.

           ASKLEPİOS

           Homeros onun soylu bir kisi olduğunu yazmaktadır. Daha sonra Asklepieion’un, Apollon’un oğlu olduğuna inanılmıstır. Asklepieion, simge olarak yanında bir yılan tasırdı. Mitolojiye göre Epione ile evlenir ve üç çocuğu olur. Bunlardan kızı Hygeia sağlığı koruma tanrıçasıdır. Günümüzde sağlığı koruma bilimine Hygeia’nın adından “Hijyen”denilmektedir. Oğlu Telesphore iyilestirme (nekahat) tanrısıdır. Diğer oğlunun adı Podalyere’dir. Bu hekim değildir. Ancak inanca göre bunun oğlu Hippocon bir hekimdir ve Hippocrates’in atalarından biridir.Bunlardan ayrı olarak Apollon’da iyilestirmeyi bilen bir tanrı idi. Genç kızların tanrıçası
olan Diana çocukları iyilestirirdi. Cinsel iliski ile bulasan (venerial) hastalıkları ise Aphrodite iyilestirirdi.
II. Eumenes devrinde Asklepieion yeni planlara göre genisletildi. Dört bir yandan gelen hastaların, dertlilerin ihtiyacına uygun bir duruma getirildi. Dünya Asklepieion’ları arasında ünü ve değeri en basta yer aldı . Strabon da “Bergama bu ününü II. Eumenes’e borçludur.”der.M.S. 166 yılında, Anadolu’da olduğu gibi, Bergama’yı da büyük veba salgını kırıp geçirmisti. C. Verius’un Part’larla yaptığı savaslardan dönen askerleri,
Anadolu’nun Kuzeyinden geçerken bu salgın hastalığı da getirmislerdi. Zeus Sunağı taraçasında bulunan kitabede “ Ey büyük Tanrı Zeus! Asklepieion ve bütün Tanrılarla birlikte, sehri harap eden salgını kov” denilmektedir.Dmparator Avrelius Antonius (211-218) Trakya’dan dönerken Gelibolu’da tehlikeli bir gemi kazası geçirmesi üzerine, onu Bergama’daki Asklepieion’a getirdiler. Kısa bir sürede tedavi edildi. Sükran borcu olarak mukaddes mahalle heykelini diktirdi. Akropolde de tiyatro taraçasında mermerden Dionisos
Tapınağını yaptırdı. Heykelin bası Bergama Müzesinde, Latince kitabeli heykel altlığı da Asklepieion’dadır.
Milattan önce ikinci asırda olduğu gibi, milattan sonraki ikinci asırda da, Bergama Asklepieionu dünya Asklepieion’ları arasında en yüksek söhretini tasıdı. Bu dönemden sonra eski özelliğini kaybetti

            ASKLEPiON VE ÇEVRESiNDEKi BERGAMA
            KRALLIK DEVRi YAPILARI

Asklepion'un yeri; kentin batı kesiminde, denizden 108 metre yükseklikte ve rüzgarlardan korunabilir bir yerdedir. Örneğin Aristides buranın konumu için; su ve havasının iyiliğinden gelisi güzel seçilmis olmayıp gizemsel bir seçim olduğunu belirtir.Bergamalı ünlü hekim Galenos ise; Asklepion'un Misi Dağları’nın (Geyikli) ayaklarında, hava akımlarından korunmus, temiz havası ve suyu olan uygun bir yerde kurulduğunu vurgular.Ozan ve tarihçi Horas ise; oraya sıcaklar sıtma götürmez, orada vasiyetnameler açılmaz diyerek önemini dile getirir. Kazılar sonucu gün ısığına çıkarılan Asklepion'un bugün gördüğümüz kalıntıları büyük oranda D.S. 2. yüzyılda gerçeklestirilen genis çaplı yenilemeye aittir. Bunun öncesinden kalanlar ise kutsal
alanın esas çekirdeğini olustururlar: Kutsal kuyu, tapınağın ve onun batısı ile güneyinde yer alan uyku odalarının temelleri. Bugün gördüklerimizin çoğu Aelius Aristides'in zamanında insa edilmistir. Ne yazık ki, onun sözünü ettiği yapılar genellikle günümüze erismemistir. Yine de kutsal alandaki ilk yerlesmenin Arkaik
Dönem'e, hatta Bronz Çağ'a gittiği anlasılmaktadır. Yunan tanrısı Asklepios'un kültü olasılıkla daha eski ve yerli bir kutsal alan üzerine kurulmustur.Kutsal Yol (Via tecta) Viran Kapı’dan baslayıp Asklepion’u Bergama’ya bağlayan yol. Kazılarla önemli bir kısmı açığa çıkarılan kutsal yol, anıtsal kapının önündeki avluya eğik bir sekilde kavusur.

            Anıtsal Kapı
           (Propilon, Propylon) Kutsal alana, kutsal yol üzerinden girislerin yapıldığı ana kapı.Anıtsal kapıdan geçtikten sonra hemen sağda, yani kuzeyde, kütüphane yer alır. Kütüphane, duvarlarında nisler bulunan kare biçimli tek bir odadan ibarettir.Doğu kenardaki orta nisi, bilimsel çalısmaları koruması nedeniyle kütüphanenin adandığı İmparator Hadriyan'ın (Hadrianus) heykeli süsler. Hadriyan ayrıca Asklepion'un bütününde yapılan yeniliklerden ve onun Yunan dünyasındaki enünlü tapınaklar arasına yükselmesinden de sorumludur. Okuma için gerekli ısık,nislerin üzerindeki bir sıra pencere ile sağlanmıstır. Kütüphane bir tıp kitaplığı sayılmamalıdır; tersine hastaların hizmetine sunulmus klasik yapıtları kapsayan bir koleksiyondur. Hadriyan heykeli ve belki yapının tümü Flavia Melitine adlı bir kadın tarafından adanmıstır.
          Anıtsal kapının öbür yanında yuvarlak Zeus-Asklepios Tapınağı yer alır.Mevcut kutsal alanın bas tapınağı olan yapıdan yalnızca en alttaki tas sırasının kalmasına karsın, duvar örgüsündeki ustalık gözden kaçmaz. Tapınağın arkasında,doğu yanda bir merdiven dısarıdan çatıya ulasıyordu ve olasılıkla onarım islerine
yönelikti. Ön cephede ise, soldaki anıtsal kapıdan kutsal alana inen merdivenleri bakısımlı bir biçimde dengeleyen ikinci bir merdiven vardı. Burada Asklepios'un Zeus ile bağdastırılırması, Aristides'e göre üzerinde durulması gereken bir durumdu. Ünlü hatip, Asklepios'un tıpkı Zeus gibi yüce, çok yönlü ve her seyi
saran bir güce sahip olduğunu anlatmıstır. Onun kendi girisimleriyle düzenlediği bir koro gösterisi onuruna, bir üç ayaklı kazan adadığı tapınak da yine burasıdır.Kazanın üç ayağı da birer altın figürle bezenmisti: Birinde Asklepios, öbüründe Hijye, sonuncusunda da Telesforos (Telesphoros) figürü vardı. Adak, Asklepios
heykelinin sağ elinin altına yerlestirilmisti. Sağlığı ifade eden Hijye ve Gerçeklestirici anlamına gelen Telesforos Asklepios'un çevresindeki ikincil tanrılardı.


         Stoalar
         Kutsal alan kuzey, batı ve güney yanlarında stoalar ile çevrelenmisti. Bu sütunlu galeriler Yunan sivil
mimarisinin vazgeçilmez öğelerindendir;insanları yazın günesten, kısın yağmurdan korurlardı. Pergamon
Asklepion'unda en iyi koruna gelen stoa kuzeydekidir. Kazı sonrasında, bu kesimdeki sütunlar yeniden ayağa
kaldırılmıstır. Kuzey stoa sütunları Don düzenindedir. Yalnız kütüphane tarafindaki son on sütun bir depremde
yıkılmıs ve yerlerine postament üzerine oturtulmus, kompozit baslıklı sütunlar dikilmistir - kompozit tip, Don sütun baslığına özgü volüt ile Korint baslığındaki akanthus yapraklarını birlestirir.Kalıntı bırakmamasına karsın,
batı stoanın kuzeydekine benzediği anlasılır. Tam ortasındaki kapı ve basamaklar, baska bir stoaya giris sağlamıstır.120 m. uzunluğunda ve Dor düzenindeki bu stoanın gerisinde bir dizi mekân,önünde ise Aristides'in de değindiği, jimnazyum (gymnasion) islevli bir açık alan vardır.Güney stoa da tümüyle yıkılmıstır. Bu yan, arazinin eğimi yüzünden alçakta kaldığından, bir bodrum kat gerektirmistir. Günümüze erisebilen bodrum kat,
ortadaki bir paye dizisiyle iki nefe bölünmüstür. Payeler üstteki stoayı tasımıs,bodrum kattan ise depo olarak yararlanılmıstır.


           Genel Tuvalet (Latrinler)
           Batı ve güney galerilerin birlestiği kösede, antik çağda kullanılan latrinlerin ilginç bir örneği ile karsılasılır. Erkeklere ayrılan büyük mekânın gösterisli olduğu anlasılır. Burada mermerden, yaklasık otuz adet oturma yeri vardı. Çatı,özenle islenmis Korint baslıklar tasıyan dört payenin üzerine oturtulmus, ortasında ısık ve hava dolasımı için bir bosluk bırakılmıstı.Böyle görkemli latrinler, dönem için karakteristiktir. Bunlar günümüzde aradığımız gizlilikten yoksun bulunmalarına karsın, göz alıcı bir biçimde insa edilip, kusursuzca donatılmıslardır. Öte yandan, bayanlara ayrılan latrin daha küçük ve sadedir.


           Uyku Odaları, Sifalı Kaynak ve Kuyular
           Kutsal alan ve kültün odak noktası Kutsal Kuyu idi. Kuyu basit bir yapının içine alınmıs, künkler aracılığıyla bir pınardan beslenmesi sağlanmıstı. Su, hastaların  girmesi için değildi; çesitli kaplarla çekilerek
yıkanma ve özellikle içme suyu olarak kullanılıyordu. Aristides kutsal suyun yararlarını coskuyla anlatır, hatta yazılarından birini, yalnızca bu su için düzdüğü övgülere ayırmıstır. Dediğine göre kuyu her zaman dolu
ve su, yazın serin, kısın ılıkmıs. Göz hastalıkları çekenler, bu suyla banyo yaparak göğüs hastalıkları, astım ve ayak sorunlarından yakınanlar, suyu içerek sifaya kavusuyormus. Bir keresinde, dilsiz birisi suyu içince, konusmaya baslamıs. Pergamon'daki suyun kutsallığı, baska yerlerdeki kutsal nitelikli sular gibi - örneğin, Delos'taki gibi - kimsenin dokunmasına izin verilmemesinden kaynaklanmıyordu. Pergamon Asklepion'undaki su kutsaldı, çünkü kullanan herkese tanrının yardımıyla yararlar veriyordu.Kutsal alanda, ayrıca iki çesme vardır. Her ikisi de hastaların sağaltımında rol oynayan bu çesmelerden birisi, tiyatronun yakınındadır. Üstü açıktır, mermer bir tekne ile donatılmıs ve olasılıkla soğuk banyo önerilen hastalarca kullanılmıstır.Öbürü batı tarafın ortasına rastlar. Tekne kayaya oyulmustur. Üzerinin bir çatı ile örtüldüğü anlasılır. Kıs mevsiminde ve yağıslı havalarda çevresinde yoğun biçimde çamur birikir. Asklepion'u kazanlar, hastaların buradaki birikinti ile çamur banyosu yaptıklarını, sonra da teknede yıkandıklarını ileri sürmüslerdir. Eğer tekne bir tek bu amaca yaramıs ise çamur banyosu sık uygulanmıs bir tedavi yöntemi olmalıdır, çünkü tekneye inen basamaklar bir hayli asınmıstır.Kutsal Kuyu'nun hemen güneybatısında uyku odaları yer alır. Yalnızca temelleri korunan odaların ayrıntılı biçimde tümlenmesi olanaksızdır. Uyutulma islemi kesin dinsel kurallar uyarınca gerçeklestiriliyordu. Kurallardan bazılarını çok hasar görmüs bir yazıttan öğreniyoruz: Hasta, uyku odasına girmeden önce yıkanıp beyaz giysiler giymeli, kusak ya da yüzüğünü çıkarmalı ve kurban sunmalıdır. Bergama'da kurbanın zeytin dallarıyla süslü, beyaz bir koyun olduğu anlasılır; Aristophanes'ten (Klasik Dönem oyun yazarı) öğrendiğimize göre,Atina'da ise Asklepios'a adak çörekleri sunulmustur.


         Hellenistik Devir’a ait Asklepios,Apollon ve Hijye (Hygieia) Tapınakları Telesporos Tapınağı
         Mermer havuzlu ve kaynak çıkısının hemen güneyinde kayalık alanda ve diğer bir tarifle Uyku odalarının kuzeyindeki kayalık taban üzerinde, günümüze pek az iz bırakan, Hellenistik devirde yapılıp, Romalılar çağında kullanılmaya devam eden üç tapınak kalıntısı görülmektedir. Bu kalıntılar, büyük olasılıkla Bergama’ya gelip, Asklepion’da 13 yıl kalan ünlü hatip Aristeides’in belirttiği. Kurtarıcı Asklepios'a, kızı Hijye'ye ve babası, Güzel Çocuklu Apollon'a adanmıs tapınaklardı. Hijye Tapınağı'nın içinde ya da yanında Telesforos'un kutsal bir yeri
vardı. Telesforos ilk kez Bergama'da Asklepios'un çevresinde yer alan, daha sonra baska yerlerde de tapım gören bir çocuk-tanrıydı. Sağaltım kültünde önemli bir rol oynuyordu: Aristides bir gün kendisine Telesforos'un, daha doğru bir deyisle Telesforos rahibinin, vücuduna sürülecek bir merhem verdiğine değinir. Bir keresinde de Aristides bir düs görmüs ve düsünde bütün vücudunu kurtarmak istiyorsa, bir organını kesip Telesforos'a adaması gerektiğini öğrenmistir. Fakat rahip bir organın adanması çok acı vereceğinden, Aristides'in parmağındaki yüzüğü adamasının yeterli olacağına karar verir. Böylece parmak adağı yapmıs gibi, etkili bir sonuç elde edilebilecektir. Aristides'in öyküsü gerçekçi ifade biçimiyle, enikonu inandırıcıdır.


          Yeraltı Geçidi
          Geçit kusursuz bir biçimde korunmustur. Her iki ucunda merdivenler,tepesinde içerisini aydınlatan bir dizi delik vardır. Asklepion'u kazanlar, tünelin iki amacı olabileceğini öne sürmüslerdir. Bunlardan birincisi, kutsal alanda çalısanların yararlanması için yapıldığıdır. Dkinci seçenek ise yaz günlerinde hastalara serin bir korunak sağlanması amacını gündeme getirir. Oysa belki daha güçlü bir olasılık, tünelin özellikle kötü havalarda hastaların yuvarlak yapıdan çıkıp, kutsal alanın kuyu çevresindeki merkezine ulasmalarına yaramasıdır. Yuvarlak yapının ya da en azından bodrum katının, kutsal alanda kalan hastalar için hem sıcak, hem de yağıslı havalarda korunabilecekleri bir yer olarak yapıldığını kabul edebiliriz. Yapıya güneyden bitisen tas döseli teras,
yatalakların kutsal alanın kalabalığına girmeksizin, hava alıp güneslenmesini sağlamıstır.

          ASKLEPİONDAKİ TiYATRO
           Kuzey stoanın batı ucunda küçük bir tiyatro vardır. Yapı Roma Dönemi tiyatroları için tipik olan yarım daire seklindedir. izleyicilerin oturdukları kademeli bölüm,merdivenler ile dikeylemesine üçgen biçimli bes alana ve bir geçit yani diazoma ile yataylamasına ikiye bölünmüstür. Orta bölümün en asağıdaki üç sırası önemli
kisilere ayrılmıstır. Anlasıldığına göre sahne yapısı üç katlıydı.Onun önünde yer alan, oyuncuların gösterilerini sundukları sahne, yerden yaklasık 1 m. yükseklikteydi. Bir yazıt tiyatronun Asklepios ile Athena Hijye'ye adandığını belgeler. Yapı 3500 kisinin oturmasına izin veriyordu. Asklepion'da kalan hasta sayısının hiçbir zaman bu kadar yüksek olamayacağı göz önüne alınırsa, çevredeki halkın da gösterileri izleyebildiği sonucuna varılmaktadır.