GiYPO

Bugün : 22 Eylül 2017 Cuma





    DİĞER BÖLÜMLER
    Tarih Din Uzay
    Bilin ötesi Yaşam Doğa
     Parapsikoloji

 




 
       Geçmişe veya geleceğe dönebilir miyiz?

             Zaman Yolculuğu mümkün mü?

             Bilim ilerliyor ve araştırıyor, bugün kuramsal olarak zaman yolculuğu mümkün ama pratikte uygulanması mümkün değil. Geçmişe giden zaman yolcusu kendi varlığını ve yola çıktığı geleceği ortadan kaldırabilir. Gelecekte ise, eğer öldüyse zaten varolmayacaktır.

             Bilim kurgu tutkunlarının değişmez rüyası olan zaman yolculuğu, günümüzde önemli araştırmalara neden oluyor. Bilimciler ve düşünürler, H. G. Wells´in öngördüğü bir tür zaman makinesinin yapılabileceğini varsayıyorlar, zaman içinde yolculuk fikri geliştirilirken yeni yaklaşımlar da ortaya çıkıyor, zamanda yolculuğun, uzayda yolculuk anlamına gelmediği aksine "kendi içinde yolculuk" olarak düşünülmesi gerektiği yani zaman içinde ileriye ve geriye yolculuk yapılabileceği iddia ediliyor. Bütün bu varsayımlara karşı çıkanlar da var; beş dakikalık bir süre içinde yüz yıllık bir zaman dilimi aşılsa dahi yine aynı yerde kalınacağı söyleniyor. Einstein´ın Görecelik Kuramı geliştirildikçe, zaman yolcusunun uzaydaki göreceli hareketi de zamanla eşit olacağından, zaman yolculuğunun yeni olasılıklara izin vermeyeceği belirtiliyor.

             Gödel´in Evreni

            1949 yılında Kurt Gödel, Einstein´ın alan denklemlerini kullanarak, bir evren modeli tasarladı. Tasarım Einstein´ınkine benziyordu ama Gödel´in yaklaşımında kozmolojik sabitlere negatif bir değer veriliyor (Einstein formüllerine göre evrenin genişlemesi durmuştu) ve kozmik bir zamanın tanımlanması imkansızlaşıyordu. Çünkü yerel zaman gözlemcileri ile maddenin hareketi bir dünya zamanı içinde uyumsuzlaşıyordu. Modelin en inanılmaz yönü, varoluş kapanıyor, zamansal düğümler bir roketin gökte çizdiği yay gibi ancak yeterli eğimi çizdikten sonra, gözlemci geçmiş veya gelecekteki bir konuma gidip gelebilme imkanını bulabiliyordu. Her ne olursa olsun, dünyadaki herhangi bir konumda deneysel olarak varsayılan dönülebilir geçici bir dönem varoluyor ve eğer P ve O gibi iki hayali noktayı varsayarsak, P, O´dan önce geliyor ama daha sonra zaman çizgisi P ile O´yu birleştiriyor ve bu kez O, P´den önce geliyordu. İşte bu dönülebilir zaman çizgisi Wells´in rüyası olan zaman çizgisiyle iş değerdedir. Gödel´in evreni aslında yeterince tanımlanmış değildi ve sonuç olarak da zaman yolculuğunun imkansız olduğu sonucuna varıyordu. Kısacası, Gödel´in evreni imajinatifti, fiziksel olasılıklara dayanmıyordu.

            Zaman yolcusu ne yapacağını çok iyi bilmelidir

            G. J. Whitrow´a göre ise, kozmik rota yani dizinsel zaman akımı kuramı yerine kozmik zaman olayı düşünülmelidir. Radyasyonun temelinde bulunan mikro-dalgalar kalıcıdırlar ve çoğulun tıpatıp örneğine sahiptirler yani bütünün aynısıdırlar. Whitrow şöyle diyor; "Sonuç olarak, biz evrenin baştanberi homojen bir varoluş olduğu düşüncesindeyiz. Bu da kozmik zamanın varolduğunun güçlü bir kanıtıdır." Bu yaklaşım Gödel´in modeli ile uyumsuzdur. zaman yolculuğuna izin verir ama yolculuğun fiziksel olarak yapılabileceği imkansız görünür. Herşeye rağmen zaman yolculuğunun imkansız olduğu düşüncesinin duygusal bir yaklaşım olduğu düşünülmektedir çünkü düşüncenin temelinde doğaya karşı gelmek vardır. Gödel rahatsızdı zira birisinin geçmişe yolculuk yaparak, kendi gençliği ile karşılacağına inanıyor ve; "Düşünün ki, bu insanın anılarında bu durumu yaşadığı bulunmuyor." diyordu. Bu bakış açısı, kaderciliğin neden-sonuç ilişkisi inancına aykırıdır, bir anlamda yeni bir kaderin oluşacağı var sayılabilir yani kişinin yapacağı olacak olandır. Bu nedenle, Gödel´in endişelendiği gibi kişinin ne olduğunu hatırlamaması önemli değildir ama bu noktada dikkat edilmelidir ki, zaman yolculuğu varsayımına engel olan şey, kişinin kendisidir çünkü kendi kendisinden korkacaktır. Öyleyse zaman yolculuğunda geçerli kural ne yapacağınızı bilmenizdir.

           Bir sinema izleyicisi gibi olabilecek miyiz?

          Eğer Abraham Lincoln öldürüldüğünde siz zaman içinde geriye dönüp, dondurma yiyorsanız, gelecek Lincoln öldürüldüğünde siz dondurma yediniz şeklinde oluşacaktır. Burada Lincoln´un ölümü ile sizin dondurma yemeniz arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Çünkü dondurma yemeniz veya yememeniz Lincoln´un ölümünü etkilemez. Sonuç olarak bilimle felsefenin karşıtlığı, felsefe ile dinin karşıtlığını benzer ve ikilimler arasında destekleyici etkenler vardır. Bu yüzden dinsel kadercilik tartışması sonuçta zaman yolculuğunun takyonlar yapılıp, yapılmayacağı sonucunu oluşturur. Geçmişteki olaylar, mantıklı olmayabilirler, öngörülmemiş bir olay yaklaşımı ile de değerlendirilemezler çünkü yapılmamış eylem ancak olasılıktır. Veya geçmişteki olayları değiştiremeyiz yaklaşımına girmemiz gerekir. Zaman yolculuğunu yapabilirsiniz ama müdahale etmeniz yasaklanabilir. Sessiz kalmanız gerekecektir. Zaman yolculuğu hakkında endişelerin azalması için belki de gerekli olan şey, ilahi bir bilgi ya da mantı ötesi bir bilgi kaynağının konuyla ilişkisi olduğunu varsaymaktır. bu da bizi Tanrı inancına götürür veya Tanrı´nın neyi bildiği düşüncesine...

          Geri döndüğünüzde kendinizi bulamayacaksınız ama giden kimdi?

          Zaman yolculuğunun önemli olup olmadığı çok dikkat edilmesi veya tartışılması gereken bir olaydır. Eğer bu teknolojiye ulaşılmış olunsa dahi. o noktada durmak gerekebilir. Geçmişi öğrenmek, çok ama çok pahalıya malolabilir zira içinde bulunduğunuz anı kaybetmeniz olasılığı çok yüksektir. Örneğin inandığınız bir inancın çok farklı bir şey olduğunu hatta olmadığını öğrenmek çok büyük yıkımlara neden olabilir. Tarihi olayların zaman içersinde ne derece değişmiş olduklarını ya da değiştirildiğini görmek sanıldığından çok daha büyük bir felakete götürebilir. Ama karşıt anlamda bu eşiğin aşılması kaçınılmaz da olabilir, er veya geç bu noktaya gelinecektir. Böyle bir durumu, bir bilgisayarı sıfırlamaya benzetebilirsiniz. Herşey yeniden başlayacaktır, hatta artık geçmiş yoktur yani geçmişinizi yitirmiş olacaksınız. Yepyeni ve hatta hiç hoşlanmayacağınız bir geçmişiniz olacaktır. Bireysel olarak ortaya çıkabilecek riskler de aynı düzeydedir. Geçmişe ve çok daha tehlikelisi ama daha doğru anlamda imkansıza yani geleceğe gidip gelmek makul mantık eşiğini aşmaktadır. Ölmüş olduğunuz bir geleceğe gitmek, Wells´in Zaman Makinesi´nde varolmayan bir kavramdır ama öyle bir gelecekte olmamanız, sizin geleceğe giden varlığınızın da olmayacağı anlamındadır.

            Galiba geçmiş, gelecek ve şu an birer hayalden öte değil...

            Bütün bunlar bizleri ağır ve zorlu tartışmalara götürür. Üstelik bu tartışmalarla bir yere varılmayacaktır. Zira denenmesi gereken şey deneyin ta kendisi yani zaman yolculuğunu yapabilmektir. Bir başka yaklaşıma göre ise gelecek zaten yoktur çünkü oluşmamıştır öyleyse zamanın gerçekleşmiş ve gerçekleşmemiş iki ayrı yönü vardır. Geleceğin varsayımlarla dolu olması, şu anda yapacaklarımızın sonuçlarını içerir ama bu varsayımların sınırsız olmadığı da unutulmamalıdır. Her bireyin gelecekte sınırlı varsayımları vardır, bunlardan birisi gerçekleşecektir veya hiçbirisi gerçekleşmeyecektir çünkü birey ölmüş olacaktır. O zaman da bireyin geleceği bildiğimiz anlamda yoktur ya da çok küçücük bir yaklaşımla ölü bireyin geleceği ölümün görülmesi yani tanımlanmasıdır. Geçmişle ilgili paradokslar şaşırtıcı olabilirler ama geleceğin paradoksları çok daha şaşırıtıcı olabilir. Geçmişeki olaylara müdahale etmeye kalkışmak ise, varlığınızı ortadan kaldırabilir. Atom bombasının Hiroşima´ya atılmasını engellemek inanılmaz bir alternatif zaman devamlılığını ortaya çıkarabilir, böyle bir gelecekte II. Dünya Savaşı dana sürecek, belki ölenler ölmeyecek, ölmeyecek olanlar ise ölecektir. Bugünün dünyası oluşmayacak, zaman makinesi yapılmayacak ve böyle bir geçmiş-gelecek olasılığında geçmişe gidilemeyecektir oysa ilk yapılan eylem geçmişe gidip atom bombasını engellemekti demek ki buna kalkışıldığında tekrar çıkış noktasına hiçbirşey olmamış gibi dönülecektir. Sonuçta, zaman yolculuğu fikren mümkündür ama pratikte mümkün değildir çünkü geçmişe dönen zaman yolcusu bulunduğu yere tekrar dönemeyecektir. Bu da herşeyin göreceli olduğu bir evrende yaşıyoruz anlamındadır.
 


Tarih : 12 Ocak 2008 Cumartesi
Hit : 729

Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com