GiYPO

Bugün : 24 Eylül 2017 Pazar





    DİĞER BÖLÜMLER
    Tarih Din Uzay
    Bilin ötesi Yaşam Doğa
     Parapsikoloji

 




 

                  
Hindistan Açıklarında Batık Şehir -M.Ö. 7500?










           
15 Şubat, 2002, Surat, Hindistan – Bir ay önce Ocak ayı ortalarında,
Hindistan’da bir denizbilimcisi Hindistan’ın kuzeybatısında Khambhat (Cambay)
Körfezi açıklarında yaklaşık olarak 40 metre derinliklerde sonar okumalar 90
derecelik kare ve dikdörtgen şekiller tespit ettiğini açıklamıştı. Bunun
üzerine Hint Bilim ve Teknoloji Bakanlığı bölgede deniz dibi tarama
emretmiş. Bulunanlar, dünyanın her tarafındaki arkeologları şaşırtmıştır ve
iki hafta önce Surat kıyısından 30 mil ötesindeki sualtı sit alanı
araştırmasının başındaki Hint Bakanın bulunduğu özel bir toplantının konusu
olmuştur.

            Bu özel
toplantıya katılanlar arasında Hint Bhakti Vedanta Enstitüsü için arkeoloji
tarihini araştıran ve “Yasaklı Arkeoloji” (Forbidden Archaeology) kitabını
yazan Amerikan yazar Michael Cremo vardı. Bugün onunla kazı ve karbon testle
9000 yıl önceye giden buluntuların anlamı konusunda konuştum.



          Michael Crema, Kadim
Arkeoloji Araştırmacısı ve Yazar (Yasaklı Arkeoloji): Son birkaç ay içinde
mühendisler oralarda bazı dip taramaları yapmışlardır ve gerçekten
insanların mekan ettiği bir yer olduğunu kanıtlayan fosil kemikleri, fosil
ahşap, taş aletler, seramik parçaları ve birçok şey çıkardılar. Bu arada
daha da fazla sonar okumaları yapıp daha birçok yapıları da tespit
etmişlerdir. Görünüşe göre buluntular bir zamanlar Hint alt-kıtasından
bölgeye inen bir nehrin kıyısında bulunmaktaydılar.

           Haber yayınına
göre, sualtı sitten bir tahta parçasının radyo-karbon testi 9500 yıl
vermiştir. Bu durumda buluntuların tarihi son buzul çağın sonuna denk gelir.
Evet gelen göstergeler aynen böyledir. Aslında iki radyo-karbon tespit
tarihi vardır: biri 7500 yıllık ve diğeri de 9500 yıllık. 9500 yıllık olanın
daha güçlü dayanağı vardır ve şimdilik kabul edilen odur. Hyderabad,
Hindistan’da katıldığım bu toplantı sırasında bunu Bakan Joshi (Murli
Manohar Joshi Hint Deniz Teknoloji Bakanıdır) açıklamıştır. Bu konuda daha
çok çalışmaların yürütüleceğini söyledi. Bölgede gözlem yapmak oldukça
zordur. Çok hızlı bir akıntı vardır. Dolayısıyla, oldukça kapsamlı bir çaba
olacaktır, ancak Hint hükümeti bu keşfi doğrulamak için gerekli bütün
kaynakları seferber etmeye kararlıdır.

Bu konuda ayrıca Hyderabad’da bu buluşa karşı derin ilgisi olan ve Hint
hükümeti ile bağlantısı olmayan bağımsız bir arkeolog ile konuştum. Ona göre
aşağı dalgıçlar gönderilmesi şarttır. Şimdiye dek dalgıçlar gönderilmedi ve
tüm bilgiler sonar okumalara ve dip taramalara dayanıyordu. Ergeç daha yakın
bir tespit için aşağı insan göndermenin bir yöntemini bulmaları
gerekecektir. Bu çabaların süreceği kanısındayım.

          Şimdi, diğer bir
arkeolog, Harvard Üniversitesinden Richard Meadows, burada uluslararası
çalışma olmasını önerdi. İlk bakışta bu iyi bir fikir gibi gözükür, ancak bu
Amerikan arkeologlar ve diğerlerinin projeyi kontrol etme çabası olabilir ve
9500 yıllık kadim bir uygarlığının söz konusu olmasını istediklerini
sanmıyorum. Dolayısıyla, Hint arkeologlar ve Hint hükümetinin bu çok önemli
keşif konusunda değişik amaçları olan, neyin açıklanacağını ve neyin saklı
tutulacağını tayin etmek isteyen hariçten gelenleri kabul etmekte biraz
temkinli davranmalarını öneririm. Zira bu keşif devrim niteliğini
taşıyabilir.



         
Denizaltı Sit Alanındaki İnsanların Kültürel Geçmişi


          İnsanların kültürel
geçmişini bilmezsek bile, 9500 yıllık bir şehir söz konusuysa, bu Sümer
uygarlığından birkaç bin yıl daha eskidir. Mısır ve Çin uygarlığından da
daha eskidir. Dolayısıyla, gezegenimizde farz ettiğimiz kentsel uygarlığın
gelişme şemasını radikal bir şekilde etkiler.

          Şimdi, eğer daha fazla
araştırmayla bu sualtı şehirde yaşayan halkın kültür kimliği ortaya çıkarsa
ve eğer onlar Vedik bir halksa, (bölgeye bakılırsa bunun olası olacağını
düşünüyorum) o zaman esas olarak Batı arkeologlar tarafından yazılmış olan
Hint tarihsel görüşümüzü radikal bir şekilde değiştirir.

          Hindistan’ın Vedik
Kültürü – Gerçekten 3500 Yıldan Daha Eski Mi?



          En arkaik Sanskritçe (Devanagari)
Vedalar’dakidir, Vedalar müzik devreler şeklinde yazılmış binlerce ilahi ve
şiirden oluşmuş kitaplardır. Vedalara göre “Tanrı-insanlar” Sanskritçe’yi
insanoğluna müzik notaları dili olarak indirmişlerdir. Yukarıda solda
Devanagari Sanskritçe dilinde 1’den 10’a sayılar ve “Arapça sayılar” (Batı
da kullanılan sayılar) kıyaslanmıştır. Sağ tarafta ise Devanagari sesli
harfler ve diftonglar.

Kaynak: The New Encyclopaedia Britannica, 15th Edition © 1993

ve Sanskrit Keys to the Wisdom Religion © 1968 by Judith Tyberg.



          19. asırdan beri
Hindistan’ın esas tarihi konusunda tartışma olmuştur. Avrupalılar
Hindistan’a ilk geldiğinde Hint halkının esas dilleri olarak Sanskritçe
diline sahip olduklarını öğrendiler. Avrupalı dillerinin benzeri olduklarını
fark ettiler. Bu da Avrupalılar ve doğu Hintlilerin akraba oldukları
anlamına gelir. 19. asır bilim adamları Sanskrit kültürüne kadim Hint
edebiyatı Veda’lardan dolayı bazen Vedik kültürü veya Vedik uygarlığı
derler. Veda Sanskritçe’de “bilgi” demektir. Ayrıca edebiyatına da Vedik
edebiyatı derler. Bu bilim adamları Vedaların ve Veda kültürünün Avrupa
kültüründen daha eski gözüktüğünü fark ettiler. Avrupa dilleri sanskritçe’ye
akraba olduğuna göre Avrupalıların bir şekilde Hindistan’dan gelmiş olmaları
ve Avrupa’ya giderek zamanla Rusça, İngilizce, İspanyolca, Almanca vs.
dilerine dönüşmüş olmalıdır. Avrupalı araştırmacılar bu fikri
benimsemediler, çünkü kendi kültürlerine kıyasla Vedik kültürü daha üstün
bir konuma gelmiş olacaktı. Dolayısıyla Harappa ve Mohenjo-Daro gibi İndus
vadisindeki şehirler Richard Meadows gibi arkeologlar tarafından Vedik
olmayan şehirler olarak tanımlanmışlardır. Vedik kültürünün Hindistan’a 3500
yıl önce geldiğini zannediyorlar.

           Bu evrenin yaşamla
dolu olduğunu söylemesi ve kozmosun başka sakinleri konusunda bilgisi
olduğunu ima eden ve en azından 9500 yıl öncesine giden bir devirden söz
eden Krişna’nın Vedalarına karşı çelişkili değil midir?

Ah, Tamamıyla Linda. Bu kadim Sanskritçe yazılarda kültürün başka bir yerden
geldiğine dair herhangi bir belirti yoktur. Onlar ana kaynaklarsa ve Vedik
edebiyatında anlatılanları ciddiye alacaksak, bu oralarda binlerce yıl önce
şehirlerin bulunduğunu ima eder.

           Evet ve bu konuda
başka araştırmalar da yapılmıştır. Örneğin, Vedik edebiyatının en eski
eserlerinden biri olan Rg Veda, o bölgede, kuzeybatı Hindistan’da Saraswati
adında Himalaya dağlarından Arap denizine akan büyük bir nehirden söz eder
ve böyle bir nehir günümüzde yoktur. Bundan dolayı insanlar Rg Veda‘nın
Hindistan’dan söz etmediğini sandılar. Onlara göre söz konusu böyle bir
nehrin bulunduğu Hindistan’ın dışında bir yer olmalıydı.

           Ancak birkaç yıl
önce arkeologlar LANDSAT gibi Amerikan uyduların çektiği fotoğrafları
incelemeye başladılar ve Himalaya’da başlayan bir nehir izini gördüler. Bu
neredeyse batık şehrin bulunduğu Khambhat (Cambay) körfezine yakın inen
devasal bir nehirdi ve ayrıca fark ettiler ki bu nehrin kıyısında neredeyse
800-100 arkeolojik şehir sitleri vardı.

           Dolayısıyla, öyle
gözüküyor ki, Rg Veda was 5000 yıl önce kıyısında şehirlerle bezenmiş büyük
bir nehirden söz etmektedir. Bunun doğru olması gerekir. Bu nehirde son su
bulunduğu zaman yaklaşık olarak 5000 yıl önceydi. 50 bin yıl önce Vedaları
açıklık getiren Hint kıtasında insanlarla bir arada bir uzaylı kolonisinin
bulunma olasılığı var mıdır? Olabilir, Keşmir’de, Keşmir vadisinde çok
eskiden bir göl olduğu anlaşılmaktadır. Şimdi bu bölgede bir gölden söz eden
bir kadim bir Sanskritçe elyazması bulunmaktadır. Dolayısıyla bu gölün
varlığı kadim yazılarda teyit edilmektedir. Şimdi, modern jeolojik bulgulara
göre 40 bin yıl önce Kuzey Hindistan’da Keşmir’deki Keşmir vadisi gerçekten
bir gölmüş. Bu çok büyük bir gölmüş ve güney kısmı sıra dağlarla çevriliydi.
Bu sıralarda bir şeyler oldu, dağlar yarıldı ve göl tamamen boşaldı. Bu olay
40-50 bin yıl önce oldu. Bu açıdan bu gölden söz eden bu tarihsel kayıtın
bulunması çok ilginçtir. Eğer bunu ciddiye alacaksak birisinin bu gölü 50
bin yıl önce görüp yazdığını kabul etmemiz gerekir.



         
Harappa Uygarlığı (M.Ö. 3000 - 1500)


         Yakınlardaki Khambaht Körfezi
keşfine dek, arkeologlar tarafından Hindistan'da araştırılan en eski
kentleşme merkezleri kalıntıları arasında günümüzde Pakistan'da bulunan
İndus nehri kıyısındaki Harappa ve Mohenjo-Daro vardır. Khambaht Körfezi
keşfinde herhangi bir şey esrarengiz ve çok kadim Harappa uygarlığındaki
buluntulara benzeyecek mi?

         İndus nehir vadisinde bir çoğu
3500 yıllık olan höyükler üzerinde kurulu yapıların yükseklik ve
derinlikleri gösteren Harappa arkeolojik kazı. Kaynak: North Park University,
Chicago, Illinois.



         Kadim Hindistan'ın en
esrarengiz kültürlerinden biri, 3000 yıldan daha eski Harappa'da bir şehrin
kazılmış duvarları. Halk okur yazardı ve günümüzde sadece kısmen çözülmüş
olan Dravidian Sanskrit dilini kullanırdı. İndus vadisindeki Harappa ve
Mohenjo-Daro'nın buluntuları olağanüstü güzel ve ayrıntılıdır. Kaynak: North
Park University, Chicago, Illinois.



        
Harrappa Kent Sitlerden Bazı Detaylar:




         Harappa Halkının yaşadığı
yerlerde çok sayıda kiremitten yapılı esrarengiz halkalar bulunmaktadır,
ancak arkeologlar bunun ne işe yaradığını anlamaktadır. Tahminlerden biri
tahılların kurutulması işine yaradıkları

Kaynak: North Park University, Chicago, Illinois.



         Harappa and Mohenjo-Daro
kazılarından çıkarılan ilk objeler hayvan resmeden ve halen alimlerin tam
çözemediği yazılarla bezenmiş küçük taş mühürlerdi. Bu mühürlerin tarihi
yaklaşık olarak M.Ö. 2500 yılıdır. Kaynak: North Park University, Chicago,
Illinois.



         Yakından bakıldığında Mohenjo-daro'da
bulunan bu mühür tek boynuzlu at unicorn'a benzeyen bir hayvandır. Her bir
yanı 29 mm. uzunluktadır ve ısıtılmış Steatit'ten yapılmıştır. Steatit
ısıtıldığında sertleşen kolayca yontulabilen bir taştır. Üst tarafta anlamı
henüz çözülmemiş İndus yazıları vardır. Bunlar tarihin ilk yazılarındandır.

 



Tarih : 5 Ocak 2009 Pazartesi
Hit : 775

Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com