GiYPO

Bugün : 25 Kasim 2017 Cumartesi





    DİĞER BÖLÜMLER
    Tarih Din Uzay
    Bilin ötesi Yaşam Doğa
     Parapsikoloji

 




 

İNKALAR VE TANRI VIRACOCHA


          Viracocha-Denizin Köpüğü 

         
Şaşırtıcı olan şey, İNKA'ların, izleri bilinmeyen bir tarihe dek sürülüp sonra yok olan mitleri ve inançlarıyla ilgili büyüleyici ayrıntılardır. Çünkü İnkaların devraldığı And kültürünü incelemeye başlayan Batılı bilim adamları, ilkin büyük kabartma, heykel ve betimlemelerde karşılaştıkları bir tanrı figürü karşısında şaşırdılar. Bu, yüz hatları, bakışı ve fiziksel ayrıntılarıyla yöre insanlarına hiç benzemeyen; dahası, belirgin biçimde Avrupalı nitelikleri taşıyan bir figürdü. Yerel inançlarda, en çok sözü edilen ve en çok saygı gösterilen bu tanrının adı, Viracochaydı.

          Araştırmacılar, Viracochanın hikayesini dinlediklerinde, daha da şaşıracaklardı: Bu büyük tanrı güney Amerikanın bu dağlık bölgesine, denizden gelmişti bilinmeyen çok eski bir tarihte. Apansız ortaya çıkmıştı. Efsanelerin bütün versiyonlarında beyaz tenli ve sakallı olduğu vurgulanıyor; yerel halkın giyim anlayışıyla hiç benzeşmeyen uzun bir cübbe giydiğinden ve elinde bir asa taşıdığından söz ediliyordu. Bilgeliğin simgesiydi bu tanrı. İnkaların atalarına bildikleri her şeyi o öğretmişti: Toprağı işlemeyi, pamuğu eğirmeyi, tarlalara su kanalları açmayı ve bitkilerden ilaçlar yapmayı. Gökyüzüne bakmayı da ondan öğrenmişlerdi. Bütün mitlerde, onun mucize lerinden söz ediliyordu: Tepeleri bir hareketle düzlüğe, ovaları bir hareketle tepeye çevirebilirdi. Hastaları iyileştirir, ölenleri yeniden diriltebilirdi. Bölgenin o eski halkına Viracocha, çok şey öğretti. Hatta, o halkın arada bir ortaya çıkan bütün nankörlüklerine rağmen. Efsanelerden birinde, Viracochaya karşı ayaklanan yerlilerin onun üzerine kayalar attıklarından; onunsa sakin biçimde durarak bu kayalara asasıyla dokunduğundan ve onları sünger kadar hafif hale getirdiğinden; sonra da asileri cezalandırmak için üzerlerine ateş yağdırdığından ama insanlar pişman olup af dilediklerinde hepsini affettiğinden söz ediliyordu. Buna rağmen, nankörlüğü sevmemişti Viracocha; Titicaca Gölündeki merkezine doğru yöneldi; sonra kendisiyle birlikte gelen ve havarileri olan 50 başka beyazla birlikte yeniden deniz kıyısına geldi; insanlara bir gün yeniden döneceğini söyleyerek, denizin üzerinde havarileriyle birlikte yürüyüp yok oldu. Bu nedenle adı,Denizin Köpüğü anlamına gelen Viracocha sözcüğüyle anıldı.
Efsane, birçok antik uygarlığın mitleriyle şaşırtıcı benzerlikler gösteriyor. En tipik olanıysa, Azteklerin Quetzalcoatl, Mayalarınsa Kukulcan (ya da Kucumatz) adıyla andıkları bir başka yabancı tanrıyla olan benzerlik.Yine "beyaz" ve "sakallı" bir adam; yine "denizlerden ortaya çıkma ve sonunda denize gidip gözden kaybolma" ve yine "bir gün döneceği sözünü verme" motifleri var Aztek ve Maya efsanelerinde.

          İnka ve And kültüründe Viracochanın bazen çoğul olarak, iracochalar biçiminde kullanılmasına yol açan sayıları 50 dolayındaki havarilerse, iyice şaşırtıcı biçimde, iki eski dünya mitiyle benzeşiyor: Sümerin 50 kişilik Anunnaki (Gökyüzünden Yere İnenler) panteonu ve Eski Mısırda bazı mitlerde sayıları 50 olarak geçen, HORUS'un izleyicileri.

         Aztek ve İnkaların bir biçimde ortak bir geçmişte kültür alışverişinde bulunmuş olabilecekleri söylenebilir. Ama biliyoruz ki bu iki Yeni dünya kültürünün insanları da asla Sümer ve Mısırlılar ile karşılaşmadılar. O halde, bu denizin Köpüğü beyaz tanrıyla ilgili bilgiler ve ayrıntılar nasıl paylaşılmış olabilir ki? Dileyelim, Peruda elde edilen yeni bulgular, bize daha net ve daha açık bir yeni ufuk yaratsın.

         (İnterreks.com sitesinden alıntıdır.)


Tarih : 10 Kasım 2007 Cumartesi
Hit : 703

Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com