mahzen

Bugün : 21 Temmuz 2017 Cuma









 

TARİHÇE

Şarap M.Ö. 4000 yıllarından, Hittitlerden beri Anadolu'da farklı yapı ve çeşitliliklerde mevcuttur.
birçok araştırmacıya göre şarabın anavatanı zaten Anadolu. Milattan önce 3000'lerde, henüz Avrupa kıtası şarabı tanımazken, Anadolu'da şarap imal edilirmiş. Nitekim binlerce yıl önce Anadolu'yu yurt tutan Hititler'den kalma eserler, Hititler'in bir şarap uygarlığı kurduklarını gösteriyor. Bu kavmin tanrılarına sundukları şarapların altından kupaları, Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin en nadide eserleri arasında...
tarih.jpg (21865 bytes)Sadece Anadolu mu, Trakya da yeryüzünün en eski şarap bölgeleri arasında. Mürefte yakınlarındaki Hoşköy'de yapılan kazılarda bulunan amforalar ve amfora imalathaneleri, buranın bir şarap ihracat merkezi olduğunu gösteriyor. Bunun dışında rastladığımız tasvirlerden birinde (Konya, Ereğli İlçesine bağlı İvriz’de bulunan büyük taş kabartma) feyz ve bereket ilahı Tarhu, sağ elinde üzüm salkımlı asma dalı, sol elinde buğday başakları ile görünmektedir. Tanrının karşısında yer alan küçük insan figürü de Hitit Kralı Varpalavas’dır. Tanrı Tarhu, iki elini birleştirerek bereket dileyen Varpalavas’a elindeki en değerli gıdaları verir: Üzüm ve buğdayı...
Anadolu’nun sahillerinde yaşayan gemici ve tüccar Fenikeliler şarabı Ege adalarına, Yunanistan’a taşıyıp büyük kazançlar elde ettiler. Fenikeliler, dipleri sivri uçlu amphoralarını gemilerinin alt bölümündeki (salma) kum içine yanyana yerleştirip kolaylıkla taşıyorlardı. Bugün sualtı arkeologlarının sahillerimizde buldukları amphoralar çoğunlukla bu dönemin batıklarından çıkmıştır. Açıkçası Yunan medeniyetinde Baküs’ün varlığı şarabın anavatanı olarak Ion yarımadasına işaret etse bile, Hititler Anadolu’da MÖ 3000 yıllarında, Yunanlılardan en az 1000 yıl önce yaygın olarak şarap ve bağcılık yapıyorlardı.kup.jpg (12034 bytes)
Hititleritakiben Anadolu’da şarap ve bağcılık daha da yaygınlaşmıştır. Türkler Anadolu’ya gelmeden şarabı biliyorlar mıydı?  naklediyor: Eski Türklerde Göktanrı şarabı takdis ettiğinden, bağın ve şarabın bulunduğu yere kötü ruhların girmediği kabul olunurdu. Yeni doğan çocuklar için, düğününde açılmak üzere bir küp şarap gömülürdü. Kaşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda Divanû Lügatü Türk adlı eserinde Türk boylarının, çocuklarının dahi şarap içtiğini söyler
İslamın Anadolu'ya yayılması ıle Anadolu şarap imalatında liderlik konumunu kaybetti.
Anadolu'da şarap geleneği gerçi Türklerin müslüman olmalarıyla kesintilere ugramış ama, gayri müslim azınlıklarla her zaman da sürmüş. Osmanlı'da zaman zaman ünü dünyayi tutan şaraplar yapılmış, padişahlardan şarabı halka yasaklayanlar olmuşşa da, saray sofralarında çoğu zaman şarap içilmiş... şarap kimi zaman yasak, kimi zaman serbest her daim el altında olmuş. 1600'lerin başlarında İstanbul'a gelen Polonyalı gezgin Simeon, dönünce kaleme aldığı seyahatnamesinde, "Ankara'nın koyu renkli şarabı ile Tokat'in mayhoş şarabına doyulmaz" diye boşuna yazmamış...
18. yüzyılda Avrupa bağlarındaki bir salgın sonucunda şarap anavatanı olan Anadolu'ya tekrar dondu. .
Osmanlı'nın batılaşmaya yöneldiği 1800'lerin ortalarında ise, Osmanlı şarapçılığı kayda değer gelişmeler göstermiş. İmparatorluğun özellikle Erdek, Midilli, Samos ve Girit bölgelerinde yapılan şarapları, Fransa'daki fuarlarda madalyalar kazanmış, ihraç edilmiş. Sadece 1873'deki Viyana Fuarı'nda Türk şaraplarının aldığı madalyalar 35'i bulmuş. Yüzyıl sonunda asma biti hastalığı Avrupa bağlarını kasıp kavururken, Fransızlar şaraba susuzluklarını Osmanlı şaraplarıyla dindirmişler.1890 yılında Osmanlı, Ege ve Trakya mahsulü 70 milyon litre şarap ihraç etti
Atatürk'ün 1920'deki öncülüğü ile şarap Anadolu'da tekrar yaygınlaşmaya başladı.
Cumhuriyet de şaraba sırt çevirmemiş dogrusu. Halkın sert bir içki olan rakıdan uzaklaşmasını isteyen hükümetler, şarabı desteklemişler, bağcılığın binlerce köylünün geçim kaynağı olduğunu da unutmamışlar. Tekel idaresinin yeni kurulduğu 1940'lı yıllarda, Anadolu'nun dört bir yanına "Şarap Deneme Evleri" kurulmuş. Kırıkkale, Bilecik, Çorum, Nevşehir, Kırşehir, Isparta, Tokat, Elazığ, Urfa, Yozgat, Maraş, Gaziantep gibi illerimizdeki bu imalathanelerde, Fransız uzmanlar yonetiminde Türk üzümlerinden degişik şaraplar denenmiş.
60'li yıllarda gericiliğin artmasi, 80'lerin başında da biranın büyük atağı şarapçılığa darbe vurmuşsa da, Türk şarapçılığı direnmiş, 80'lerde Türkiye'ye akın eden milyonlarca turistin şarap tutkularının da desteğiyle taze kana -ve sermayeye- kavuşmuş. Ve gelinmiş bugünlere...
Anadolu şarabın anavatanı olmasına karşın Türkiye'de şarapcılık sektörü dünyada olan gelişmeyi takip edememiş ve yıllarca günümüz dünya standartlarına ulaşamamıştır. Son on yılda üreticilerimizin gösterdiği çaba ile şarapçılık hızla gelişim göstermekte olup dünya standartlarına ulaşmaktadır. Ancak, Türkiye dunyada şaraba uygun toprak büyüklüğü açısından 5. sırada olmasına rağmen bu potansiyelin sadece %3ünü şarap olarak değerlendirmektedir.
Üreticiler anadolu kökenli üzümlerde monocepage (tek üzümden) şaraplara ağırlık vermeye başlamış olup, kaleci karası, öküzgözü, boğazkere, narince gibi üzümlerele başarılı sonuçlar elde etmişlerdir. Anadoluda yeni yetiştirilmeye başlanan cabernet sauvignon, chardonnay gibi üzümlerden üretilen şaraplar ise 1999 yılından beri piyasada hızla yaygınlaşmaya başlamıştır.


Tarih : 16 Kasım 2007 Cuma
Hit : 1549

Hazırlayan Mustafa Cirban