Bugün : 21 Temmuz 2017 Cuma








 

                   ZİNCİRİYE MEDRESESİ MARDİN

            Mardin Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde bulunan Zinciriye Medresesi Melik Necmeddin İsa Bin Muzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılmıştır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre bu medresede hapsedilmiştir.

            Medresenin girişindeki taş işlemeler dikkat çekicidir. İki avlulu ve iki katlı olup, avlunun dışında kalan mekanlarla iyice yayılmış, dilimli kubbeleriyle uzaktan dikkati çeker. Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabeler mevcuttur. Medresenin yüksekte kurulmasının amacı, rasathane olarak kullanıldığındandır. Mihrapta kullanılan taşa, ışık vurunca taş renk cümbüşüne dönüşür.
            Zinciriye ya da diğer adıyla Sultan İsa Medresesi 1385 yılında iki defa Timur’un ordularıyla savaşmış olan Artuklu hükümdarı Melik Necmeddin İsa Bin Davud tarafından yaptırılmıştır. Artuklu medreselerinin tüm mimari özelliklerini Zinciriye Medresesi’nde de görürüz. İslamiyet, Allahtan başka ibadet amacı anımsatacak her türlü imgeden resim, heykel, objelerden kaçınmayı gerektiren bir din olmasından dolayı erken sanat anlayışı başka dallarda geliştirilmiştir. İslam inancı, sözü ve yazıyı figürüze (hat sanatı.tezhip,minyatür sanatı v.b) eder.Ve diğer plastik sanatların icra edilmesine olanak verir. Cami ve medrese süslemesinde sık sık rastlanan Arapça yazıların (Hat) çoğu, Kuran ayetlerinden alıntılar içerebileceği gibi yapıya ilişkin bilgi veren yazılar (kitabe) da olabilmektedir. 

            Mardin’deki İslam dönemi yapılarında da, özellikle giriş portallerinde (taç kapı) hat sanatının kullanıldığını görüyoruz.İki katlı eyvanlı açık avlulu Medreseye, güneyindeki yüksek anıtsal bir portalden girilir. Taç Kapıdan beşik ve yıldız tonozla örtülü eyvana geçilir. Portal: bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. süslemelerde renkli taş uygulaması da görülmektedir. Yapının tarihini ve kim tarafından yapıldığını belirten kufi ( düz hatlı yazı) kitabe bordür ve diğer ince taş işlemeleriyle oldukça etkileyicidir. Girişin karşısında bugün kullanılmayan bir merdiven, sol tarafında ise dilimli kubbeyle örtülü Cami mekanı ve açık avluya açılan beşik tonozlu bir koridor var. Avlunun güneyinde revaklar, kuzeyinde ise selsebilli bir eyvan ve havuz yer alır. Avlunun batı tarafında dilimli kubbesi bulunan örtülü bir türbeye geçilir.Külliyenin Hanefi ve Şafii mescitleri mevcuttur. Avluda yer alan yazlık mihrabiye sonradan eklenmiştir.

             Üst katı daha çok öğrenci odalarından oluşur.İkinci katın terasından Mezopotamya manzarası muhteşemdir. Adının Zinciriye olmasının sebebi söylenceye göre şöyledir: Ulu Cami’nin bugün var olmayan iki minaresinden biri Timur tarafından tahrip edilir. İki minare arasında gerili olan zincir, Sultan İsa Medresesi’ne taşınarak iki kubbe arasına asılır; bu nedenle de medresenin adı “Zinciriye” olur. Cumhuriyet kurulduktan sonra yapılan reformlarla 1925’te tekke-zaviye ve medreseler kapatılır. Bu tarihten itibaren yapının medrese işlevine son verilmiştir. Bir süre Askerlik Şubesi, Müze, Kuran kursu ve Öğrenci Yurdu olarak kullanıldıktan sonra 1994 yılında boşaltılıp ziyarete açılmıştır. 2005 yılında başlayan Restorasyon çalışmaları halen devam ediyor.

            Güneydeki mekânın üzerindeki kitabesinden burasının bir türbe olduğu anlaşılmaktadır. Sultan İsa’ya ait olan türbe, kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. İçerisinde bir sanduka bulunmaktadır. Türbedeki mihrabın ve giriş kapısının bezemelerinden çoğu yerlerinden düşmüştür.
            Melik İsa Timur ordusu ile savaşmış ve bir süre bu medresede hapsedilmiştir. 
            Cami ve türbenin yüksekliği ikinci katla aynı düzeydedir. Avlunun batısı kemerli olup, çapraz tonoz örtülüdür. Bu bölümün de sonradan yapıldığı sanılmaktadır. Bu mekânla üst katın batı ve doğu bölümleri birleştirilmiştir.
            Mardin Müzesi yeni binasına taşınmadan önce Zinciriye Medresesi’nde işlevini sürdürmüştür.
 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com