Bugün : 21 Temmuz 2017 Cuma








 

                  ULUCAMİ SİLVAN MARDİN

             Artuklular'dan kalma camilerden biri SİLVAN ULU CAMİİ'dir. Cami, Salâhaddin-i Eyyûbî'ye izafe edilmekte ise de doğru değildir. Ancak, lemler yapılmıştır. Halk arasında buna «Acem yapısıdır» diyenler de var­dır. Bunun nereden kaynaklandığı tespit edilememiştir. Cami hakkın­da ayrıntılı bilgi veren araştırmacılar, çoğunlukla bunun bir Artuklu ese­ri olduğunda birleşmektedirler. Bunlardan Prof. Dr. Oktay Aslanapa, Cami hakkında şu bilgileri vermektedir:

             Silvan Ulu Camii taştan, kubbesi ise tuğladan yapılmıştır. Dıştan kubbenin sekizgen kasnağı ve trompları bellidir. Halen üzerini basık, piramit bir külah örter. Kubbenin kaidesinde, Artuklular’dan Timurtaş'ın oğlu, Necmeddin Alpi (1152–1176)’nın kitabesi vardır ve bu bir tamir kitabesi değildir. Kubbeyi taşıyan sekiz payeye bitişik olarak, köşelerde ikişer, yanlarda birer sütun eklenmiştir. Bunlar, 1913’teki tamirde kaldırılmıştır. Sütunlar belki de Eyyûbîler döneminde de cami bazı onarımlar görmüş ve camie bazı ek payeleri takviye için sonradan konulmuşlardır. Silvan'da 1031 de bir cami yapıldığı, tarihi kaynaklardan bilinir. 1046 da bunu gören Nasırı Hüsrev'in ancak birkaç kelime ile geçiştirmesi, ilk camiin belirli bir özelliği olmadığını gösterir. Diğer bir kaynak «İbn el Azrak»,, 547 de kubbenin yapıldığını ve 552 de tamirinin tamamlandığını bildirmektedir. Böylece camiin 1152 -1157 aracında beş yıl boyunca, bugünkü şekli ile Nec meddin Alpi tarafından tamamlandığını kabul etmek gerekiyor. Burada Artuklu camilerinin Büyük Selçuklu mimarisine dayanan karakteristik plân ve mimarî özelliklerinin daha sonra devam eden orijinal üslubu hâkim olmuştur. Dış cephesi çok gösterişli mimarî süslemelerle canlandırılmıştır. Altta, simetrik olarak, kapının iki tarafında birbirinden farklı iki mihrap nişi vardır. Kapı ve pencere sıralarının üstünde basık sütuncuklar üzerine hafif sivri kemer sıraları, boydan boya uzanıyordu. Bugün yalnız, doğu ve batı kenarlarda kalmıştır. Bunlar Konya Alâeddin Camiinin avlu cephesinin üstündeki kemer sıralarını hatırlatıyor. Kemer sıralarından sonra, saçakları taşımak için, bir sıra konsollar vardır. Cami yapıldıktan sonra, birçok tamirler görmüş, ince taş işlemeli mihrabı 1227 de Eyyûbîlerden Emîr Şahabeddin tarafından yaptırılmış, XV. y.y. da, daha sade ikinci bir mihrap yapılmıştır. 1913’deki son tamirden önce, eseri inceleyen ve resimlerini çeken G. Bell, bunun etrafı bazıları tonozlu, bazıları kubbeli, on bir bölüm halinde üç taraftan çevrilmiş büyük, kubbeli bir yapı olarak tarif ediyor. A. Gabriel ise, kıble duvarına paralel uzanan üç nefli eski plâna, kubbeli kısmın, Artukhılar tarafından ek­lendiğini ileri sürmektedir. Fakat yukarıda da belirttiğimiz gibi, Silvan Ulu Camii, gerek plânı, gerek mimarîsi bakımından, Türk mimarîsinin Artuklular tarafından gerçekleştirilmiş ve devam ettirilmiş, çok önemli bir safhasının şahane bir başlangıcıdır. 1913’de, Mardinli usta taşçılar eliyle esaslı bir tamir geçiren cami, bunlardan herhangi bir üslup anlayışı olmadığından, kuzey ve güneydeki zevksiz portallerin ve güneş’teki pilpayelerin eklenmesi ile epey bozulmuştur.

            Bell'in tek kubbeli bir cami şekline yan mekânların sonradan eklendiği tarzındaki görüşü ile Albert Gabriel'in tonozlu mekânlarla örtülü camiin ortasına sonradan kubbeli feşpn yapıldığı şekildeki düşüncelerine katılmaya, camiin kuzey cephesi teşkil etmektedir. Ara Altım'ım yorumuna katılarak, «bu kuzey cephesinin ve orta kubbenin aynı devrede yapılmış olduğunu süsleme benzerliklerine de dayanarak düşünürsek, yapının ilk şeklinde (Artuklu devrindeki) dikdörtgen plana sahip ve mihrap önünde kubbesiyle var olduğunu» söyleyebiliriz Bu camiin yerinde daha önce 1031'de yapılmış Musalla biçimi bir camiin varlığını biliyoruz. 1046'da buradan geçen Nasır-ı Hüsrev'in birkaç kelime ile geçiştirdiği camiin de bu cami olmadığı anlaşılıyor.

           Artukoğlu Necmeddin Alpi'ye ait kitabe camiin kubbe eteğindedir. Nesih bir yazı ile beyaz taşlar üzerine yazılmıştır. Kitabenin metni :
Türkçesi : Besmele. Allah'ın mescitlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve yalnız Allah'tan korkanlar doldurur. Ola ki, bu kişiler, hidayet bulanlardan olurlar. Sadakallahullazim.

           Ulu Cami'deki ikinci kitabe H. 624 (m. 1227) tarihli olup Eyyûbî-ler'den Ebu'l - Muzaffer Gazi'ye aittir. Doğudaki mihraptadır. Kitabenin metni :
Türkçesi : Buranın yapılmasını, efendimiz, muzaffer kral, dinin ve dünyanın yıldızı, Ebu'l - Muzaffer Gazi buyurmuştur Sene: 624


 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com