Bugün : 27 Eylul 2017 Çarşamba








 

               KÜTAHYA KALESİ

         Kütahya Kalesi şehre hâkim bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Kalenin bulunduğu alanın antik çağdan itibaren ilk yerleşmenin başladığı yer olduğu sanılmaktadır. Kaynaklara göre buradaki ilk kaleyi Bizanslılar yapmıştır. Malazgirt Savaşı (1071) sonrası Alparslan’a yenilen Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’in gözlerine bu kalede mil çekilmiştir. Daha sonra 1080 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından kale ele geçirilmiştir. Germiyanoğulları ve Osmanlı dönemlerinde de kullanılmıştır. Fatih Sultan Mehmet kaleyi onarmış, genişletmiştir. Sultan III.Selim zamanında da kalenin muhafızları Nizamı Cedid örgütünün Selimiye Ocağına bağlanmıştır. Bu dönemlerde kale bir süre cezaevi olarak kullanılmıştır.

        Eski kaynaklar ve gezginlerin seyahatnamelerinde de kale ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Kalede Türk devri öncesine ait herhangi bir yapı ile karşılaşılmamıştır. Bununla beraber kale burçları, bazı sarnıçlar ve depolar ile buna benzer kalıntılar kesinlik kazanamamakla beraber önceki dönemlere ait bazı ipuçları vermektedir. Evliya Çelebi’nin 70 burcunun olduğuna değindiği kalenin burçları iyi durumda olmasına karşılık, şehre bakan doğu tarafında çok az burç günümüze gelebilmiştir. Kalenin batı ucuna küçük bir içkale veya şato yerleştirilmiştir. Bunun kuzeyine de Osmanlı döneminde yeni bir bölüm eklenmiştir.

       Kale İç Kale ve Yukarı Kale olmak üzere iki bölümden meydana gelmiş, moloz, kesme taş ve tuğla hatıllarla yapılmıştır. Duvar örgüleri arasında çok sayıda devşirme malzeme ile karşılaşılmıştır. Sur duvarlarına burçlar sık aralıklarla yerleştirilmiştir. İç Kale’nin bulunduğu tarafta birbirine bitişik burçlar da dikkati çekmektedir. Burçlar yuvarlak olup, yalnızca güneydeki bir burç kare planlı yapılmıştır. İç Kale içerisinde sarnıçlar, odalar, iki cephanelik ve iki de tophane bulunmaktadır. Bugün bu kalenin içerisindeki meydana Ebed Bahçesi denilmektedir. Aşağı Kalede ise burçlar tamamen kare planlıdır. Doğu yönündeki giriş kaplamaları sökülmüş olmasına rağmen yine de iki burcun arasında olduğunu göstermektedir.

       İç Kale’nin doğuya açılan bir giriş kapısı vardır. Evliya Çelebi bu kapının ahşap ve üzerinin camız derisi ile kaplı olduğunu belirtmiştir. Şehre inen doğu kapılarından da üç kat demir kapı olarak söz etmiştir. Ayrıca bu kapının iki tarafında beyaz mermerden aslan heykelleri olduğuna da değinmiştir. C.Texier bu aslanlardan bir tanesinden söz etmiştir. Bazı kaynaklarda kalenin hendeklerle çevrili olduğu yazılmışsa da bununla ilgili bir ize rastlanmamıştır.

        Yukarı Kale’de Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın 1378’de yaptırdığı Yukarı Kale (Süleyman Şah) Camisi, Aşağı Kale’de de Ulupınar Mescidi Osmanlı döneminde yapılmıştır. Ayrıca şehirden kaleye çıkan yol üzerinde de iki çeşme kalıntısı bulunmaktadır. Kaba taştan yapılmış bir suyolu izlerine de yine kaleye çıkış yolu üzerinde rastlanmıştır.

        Günümüzde İç Kale içerisinde kendi ekseni etrafında dönen turistik bir gazino yapılmıştır.


 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com