Bugün : 21 Temmuz 2017 Cuma








 

               

DEYRULZAFARAN MANASTIRI

İsa’dan sonra 5. yüzyılda, Mardin’in 4 kilometre doğusunda, şirin bir dağ yamacında, Mardin
Ovasına hakim bir noktada inşa edilen Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem mimarisi yanında Süryani
Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biridir. 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks
patriklerinin ikametgah yeriydi.Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük
özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.Bugünkü haline 18.
yüzyılda kavuşmuştur.

Manastır, Milattan önce Güneş Tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir
kompleks üzerine inşa edildi. Romalılar bölgeden çekilince Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini
buraya getirterek kaleyi manastıra çevirdi. Bu nedenle Manastır, önceleri Mor Şleymun Manastırı
olarak bilini- yordu.15. yüzyıldan sonra da Manastır’ın etrafında yetişen zafaran (safran)
bitkisinden dolayı Manastır, Deyrul-zafaran (Safran Manastırı) adı ile anılmaya başlandı.

Kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışları ile
insanın ilgisini çeken Deyrulzafaran Manastırı, uzun tarihi boyunca Süryani Kilisesi’nin dini
eğitim merkezlerinden biriydi. Bölgeye ilk matbaayı getiren kişi de yine bu Manastır’da patriklik
yapan ve 1895’te vefat eden 4. Petrus’tur.
Manastır bugün de Süryani Kilisesi’nin önemli dini merkezlerinden biridir. Mardin Metropoliti’nin
ikametgahı olan Deyrulzafaran Manastırı, dünyanın dört bir yanına dağılmış Süryaniler tarafından
dua ve bereket almak için ziyaret edilir.

GÜNEŞ TAPINAĞI

Bu yapının kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Milattan Önceki yıllara ve hatta
Mardin’in kuruluşuna kadarki döneme indiği tahmin edilmektedir. Güneş Tapınağı, Mor Hananyo
Kilisesi'nin doğu köşesinde kalıp iki kısımdan oluşmaktadır. Giriş kısmı beşik tonozlu şeklinde
yontulmuş taşlardan olup yüzeyi 25 metrekaredir. İkinci kısım ise 51.5 metrekare olup dikkati
çeken bir tavan yapısına sahiptir. Tavanı oluşturan düz ve iri taşlar geometrik yapıda olup
aralarında harç, kum, kireç ve benzeri malzeme kullanılmadan birbirine yaslanmış ve kenetlenmiş
durumda yerleştirilmiştir.
AZİZLER EVİ (BETH KADİŞE)

Aziz Hananyo Kilisesi’nin (Kubbeli Kilise) güneydoğu cephesinde kalan kubbeli binadır. Yüksekliği
10.5, genişliği ise 5.4 metredir. Bu binanın tarihi, Manastır’ın kuruluş tarihi olan 5. yüzyıla
kadar inmektedir. Ancak dış kısımlar Patrik 4. Petrus tarafından 1884 yılında yeniden
onarılmıştır.

Bazı azizlerin kemikleri ile birlikte Manastır’da görev yapan bazı patrik ve metropolitler de
burada gömülüdür. Burada bulunan 7 nişten 4 tanesi metropolitlere, 3 tanesi de patrik mezarlarına
aittir.

Bu bölümde dikkat çeken bir başka şey iç mekanlarda bulunan taş motiflerdir. Burada bulunan bir
vazo ve vazodan çıkan iki asma çubukları ile üzüm salkımlarının figürleri hemen dikkat çekiyor.
Yapının batı duvarındaki yarım daire şeklindeki nişlerin içine ise deniz kabukları figürleri
işlenmiştir. Yapının giriş kapısının lentosunun üzerinde de yunuslarla çevrelenmiş bir haç işareti
bulunmaktadır. Bir söylentiye göre de bu yapı bir zamanlar tıp veya ilaç ilmi ile ilgili bir
konuda kullanılmış olduğudur.

MOR HANANYO KİLİSESİ (KUBBELİ KİLİSE)

Kilise, Bizans İmparatoru Anastasius döneminde, Milattan sonra 491-518 yılları arasında, kardeş
olan Süryani mimarlarTheodosius ile Theodore tara-fından inşa edilmiştir. Kilise’nin eni 12.3,
yüksekliği 17.7 metre ve alanı 271 metrekaredir. Haç şek-lindeki bir kubbeye sahip olduğundan
dolayı bu kiliseye Kubbeli Kilise de denilmektedir. Kilise’nin dış kısmının üst bölümünde bulunan
çeşitli hayvan figürlerini gösteren resimler dikkat çekicidir. Kilise’nin iç duvarları Kutsal
Kitaptaki hikayeleri tasvir eden fresklerle süslüydü ancak biri dışında günümüze ulaşanı olmadı.
Günümüze kalan fresk, Kilise’nin güney tarafında kalıyor. Fresk, 793 yılında Manastır’da büyük bir
restorasyon yaptıran Aziz Hananyo’yu tasvir ediyor. Freskin uzunluğu 270, genişliği ise 66 cm dir.

Kilise’nin kuzey ve güneyinde bulunan apsislerdeki kduşkudşinler (ayin eşyalarının durduğu alan),
ahşaptan olup 1699 yılında yapılmıştır. Orta ana apsisteki kduşkudşin 1941 yılında yanmış, geriye
sadece iki sütun kalmıştır. Mevcut kduşkudşin 1942 yılında Mardin ve Midyatlı Süryani taş
ustaları tarafından sarı ve kesme taşlardan yapılmıştır. Kilise’nin ana apsis bölümünde dikkat
çeken iki adet kürsü vardır. Kilise’nin kuzeyinde kalan kürsü cevizden yapılmış 350 yıllık olduğu
tahmin ediliyor. Bu kürsü patrikler tarafından kullanılmaktadır. Güneyde kalan kürsü ise
metropolitlere ait olup fildişinden yapılmış ve 500 yıllık olduğu tahmin edilmektedir. Kilise’nin
batı tarafında bulunan ve ceviz ağacından yapılmış kapı ise 500 yıllıktır. Kapının dış yüzünde
Süryani dilinde yazılmış Aziz Balay’ın bir şiiri ile peygamber Davut’un mezmurlarından kısa bir
bölüm vardır.

MERYEM ANA KİLİSESİ

Ana avlunun kuzeydoğusunda kalan Meryem Ana Kilisesi, Manastır’ın ilk kilisesi olarak kabul
edilmektedir.153 metrekarelik bir alana sahiptir. Apsis kısmında Bizans dönemine ait mozaikler
mevcut olup tavanlar ve duvarların bir kısmı da Bizans tarzında pişmiş tuğladan yapılmıştır.
Kilise’nin içinde 1699 yılında el işçiliğiyle yapılmış 3 kduşkudşin ve 3 ahşap kapı bulunmaktadır.
Bu kapıların üzerin de Davut peygamberin mezmurlarından Süryani dilinde yazılmış mısralar
bulunmaktadır. Bu binada yetişkinlere ait sekizgen bir vaftiz kurnası dikkat çekiyor. Bu kilise
günümüzde de vaftiz törenleri için kullanılmaktadır.

www.deyrulzafaran.org
 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com