Bugün : 21 Temmuz 2017 Cuma








 

                  GALATA KULESİ

            İstanbul'daki Galata Kulesi, eski devirlerden beri  Galata adıyla anılan semtin çevresinde Galata'yı korumak amacıyla yapılmış tahkimatın bir parçasıdır. Kulenin ilk kez kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemesine rağmen, bir rivayete göre 507 yılında Bizans İmparatorluğu tarafından fener kulesi olarak yapılmıştır. Başka bir rivayete göre ise 1216'da bölgeyi ele geçiren Cenevizliler tarafından inşa edilmiş veya onarılmıştır. Fakat 1348'de İstanbul'un dibine kadar sokulan Cenevizliler'in bu kuleyi geniş surları olan bir kale haline getirdikleri bilinmektedir.

            Bölgede deniz ticaretini elinde tutan Cenevizliler bunu Bizans İmparatorluğu'na karşı savunma ve gözetleme amacıyla yapmışlardı. İstanbul kuşatmasında Bizans'ı destekleyen Cenevizliler'in üssü de bu kuleydi. Cenevizliler kuleye Christea Turris (İsa Kulesi) adını vermişlerdi. Kulenin üzeri bir külahla örtülü olup tepesinde bir haç vardı.

             İstanbul'un fethinin ardından, Zağanos Paşa'nın buyruğuyla onarılan kuleye bir dizdar tayin edilmiştir. Bir rivayete göre Fatih Sultan Mehmet kulenin külahını yıktırıp değiştirmiştir. Galata surlarının baş kulesi olan Galata Kulesi 1509 yılında İstanbul'u sarsan ve Küçük Kıyamet adı verilen depremde hasar görmüş, II. Beyazıt tarafından mimar Murat bin Hayrettin'e onartılmıştır.

              Başlangıçta, Cenevizliler?in savunma amaçlı olarak inşa ettikleri kule, 15. yüzyılda tersane deposu, 16. yüzyılda zindan, 18.yüzyılda yangın gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. 1794 ve 1831 yıllarında tümüyle yanmış, 1875 fırtınasında ve 1894 depreminde zarar görmüş, 1960'lı yıllarda tepeden tırnağa onarılmıştır. Kuleye bugünkü şekli II. Mahmut zamanındaki onarımda verilmiştir. Hezarfen Ahmet Çelebi, 4. Murat devrinde bu kuleden Üsküdar'a kadar kanat takarak uçmuş ilk insan olmuştur.

              Galata Kulesinin ölçülerinin Ceneviz dönemindekilerle aynı olduğu düşünülmektedir. Kule Haliç kıyısından 425 metre mesafede ve denizden 35 metre yukarıda bir tepenin üzerine kuruludur. Giriş kısmı kulenin kuzeyinde iki taraftan kıvrılarak gelen procennesin mermerinden yapılmıştır. Girişteki kitabede Pertev tarafından kuleyi Hicri 1248 (Miladi 1832) yılında restore ettirdiği için II. Mahmut'a yazdığı on altı mısralık methiye vardır. O zamana kadar ahşap olduğu düşünülen giriş merdivenleri II. Mahmut zamanındaki restorasyondan beri değişmemiştir. Kapının üstündeki pencere muhtemelen askerlerin nöbetçiye bakmaları için yapılmıştır. Kulenin dışarıdaki taban çapı 16.45 metre iç çapı 8.95 metredir, duvarların kalınlığı 3.75 metredir. Yüksek giriş katından sonra dokuz kat vardır. En üst katta seyir balkonu bulunmaktadır. Alt kattaki pencereler küçük açıklıklar halindeyken altıncı ve yedinci katta daha geniş bir hal almaktadır. Sekizinci katta yay şeklindeki geniş pencereler dokuzuncu katta büyük kemerli pencereler halindedir.

               Güneydeki geniş giriş kısmı şu anda giriş lobisi olarak kullanılan ana hole açılır ve buradan asansörle yedinci kata çıkılır. Asansörün üstünde Muhteşem Süleyman'ın Baş Ressamı Matrakçı Nasuh tarafından 1535 yılında yapılan minyatürün bronz rölyefi bulunmaktadır. Daha önceleri beşinci kata kadar taş merdivenler ve üst kısımda ahşap merdivenler kullanılırken ahşap merdiven bugün yenilenerek Hazerfan Ahmet Çelebi'nin rölyefi olan yedinci kattan yukarı çıkmak için kullanılmaktadır. Gözlem balkonu yerden 51.75 metre yukarıda, konik tepenin başlangıç noktası 62.59 metre ve tepe noktası 69.90 metre yüksekliktedir. Yapılan statik hesaplamalara göre kulenin ağırlığı yaklaşık 10.000 tondur. Derinliğinde bulunan çukurların altındaki kanalda birçok kafatası ve kemik bulunmuştur. Orta boşluğun bodrumu zindan olarak kullanılmıştır. Kulenin kalın gövdesi işlenmemiş moloz taşındandır.

              1384 yılında Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak yapılmıştır.1402 yılında 4. Haçlı seferinde geniş çapta tahrip edilen Kule 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Osmanlı hükümdarı II. Murat ile yakın ilişkiler kuran Cenevizliler padişahın yardımıyla kulenin yanına ikinci bir kule inşa ettiler ve kuleye de II. Murat'ın adını verdiler.

              Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen her yüzyılda tamir ettirilmiştir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan harb esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat'ın müsadesiyle burada müneccim Takiyıddin tarafından bir rasathane kurulmuştu. Bu rasathane 1579'da kapatılmıştır. 17. yüzyılın ilk yarısında IV. Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını iki tarafına takarak Okmeydanı'nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra 1638 yılında Galata Kulesi'nden Üsküdar'da Doğancılar'a uçmuştur. Bu uçuş Avrupa'da ilgi ile karşılanmış, İngiltere'de bu uçuşu gösterir gravürler yapılmıştır. 1717'den itibaren kule yangın gözleme kulesi olarak kullanılmıştır. Yangın, ahalinin duyabilmesi için büyük bir davul çalınarak haber verilirdi. III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yandı. Onarılan kule 1831 yılında başka bir yangında yine hasar gördü ve tekrardan onarım gördü. 1875 yılında bir fırtınada kulesi devrildi. 1960'lı yıllarda ciddi bir tamirat başlatıldı. 1967 yılında biten onarımda kulenin 1831-1875 yılları arasındaki haline sadık kalınarak bugünkü görünümü sağlandı.lokanta ve gazino ilave edilmiş ve bir asansör eklenerek turistik tesis haline getirilmiştir. Kule, mimari açıdan bir harika sayılmasa bile İstanbul'un sembollerinden biri olarak ünlenmiştir.

 


Mustafa Cirban___ mcirban@ttmail.com