ANASAYFA
    EDEBİYAT
    HİKAYELER
 
   KIBRIS AÇILIMI
   PAŞALAR HAMAMI
   AVRUPA TOPLULUĞU
   KULA DAYI
   
    

     Prof.Yusuf Altıntaş

     1954 Bekilli Denizli doğumlu.1976 itü makina mühendisliğini bitirdi. 30 yıldır Kanada Vancouver de yaşamaktadır.Doğduğu kasabayı unutamamış ve birkaç yılda bir ziyaret etmekte ve.Bekilli üzerine ilginç hikayeler yazmaktadır.

 The University of British Columbia Department of Mechanical Engineering 2054-6250 Applied Science Lane Vancouver, B.C. V6T 1Z4 CANADA

Office: (604) 822 5622           Fax.: (604) 822 2403      Laboratory : (604) 822 2182

Cell : 778 996 9213

 

   

 

 

  

 
   

 

   

 

 Avrupa Toplulugu - Bekilli Arasındaki Hava Köprüsü


1960 lardaki işsizlik ve fakirlikten bunalan Bekilli’ler Almanya’ya kaçak işçi olarak gitmeye başlamışlar. Kula Dayı ve amca oğlusu da üç ay kaçak çalıştıktan sonra enselenmişler. Alman Polisi iki kuzeni THY İstanbul uçağı ile Bekilli’ye doğru postalamış.

Kula Dayı Bekilli’yi zaten özlemiş. Alamanın pisliğini temizleyeceğine, AT terbiyesi ile yetişmiş sosyete havaları atan eşeği ile tarlasına gitme rüyaları ile uyuklarken, hostesler panik içinde kabinde koşuşmaya başlamışlar.
-“Uyan len amca oğlu, bi şeyler oluyo yalım!”
Diyerekten kuzenini dürtüklemiş. Baş hostesin anonsu ile yıkılmışlar:

“Sayın Almanya - İstanbul yolcuları. Lütfen paniğe kapılmayın ama kaptan pilotumuz kalp krizi geçirip sizlere ömür oldu. Aranızda uçak kullanmayı bilen varsa lütfen kaptan köşküne doğru acilen gelsin!”

Uçak ağlaşanlar, selavat getirenler, bayılanlar ve bağıranların gürültüsünde Alplerin üstünde yol almaya devam etmiş. Kula ve amca oğlusu sarılıp ağlaşmışlar, haklarını helal etmişler, birbirlerini kırdılarsa aflar dilemişler. Bekili’nin narı kadar kendisi de büyük olan Mehmet Ali hocasından öğrendikleri ne kadar dua varsa, birbirlerinin eksiklerini tamamlayaraktan Şüphaneke ve Guluvalatını okumuşlar.

O kocaman uçakda bir tane tayyare kullanmayı bilen çıkmamıs. Kula dayı azıcık sakinleşince, kuzenini dürtmüş:

-“ Kalk len amca oğlu. Bu tayyarede bi dene şoför çıkmadı. Senle ben, Comak Alibeyin kamyonunda az mı muavinlik yaptık! Nasıl olsa boku bokuna gideceğiz. Hiç olmazsa deneyelim şu zımbırtıyi. Biz yer tomofilinde muavinlik yaptık, bu da gök tomofili. İkisi de tomofil ne de olsa. “

İki kuzen kokpite girmişler. Kaptanın şapka gitmiş, kafa yan tarafa kaykılmış. Adamcağızın tahtalı köyü boyladığı belli. Kaptanın cesedini kokpitden dışarı çıkartıp atmışlar.. Kula devamlı titreyen, ağlayan, panik içinde ne yaptığını bilmeyen pilot yardımcısına iki tane okkalı şamar indirmiş.

“ Kalk ülen ordan dürzü, hepimizi öldürcen sen!” deyip onu da atmış dışarı ve koltuğu kuzenine işaret etmiş."

“Otur amca oğlu höngüre!”

deyip kendisi de kaptan koltuğuna yerleşmis. Kulakçaklığı kulaklarına, mikrofonu da ağzının önüne yerleştirip idareyi ele almış.

“ Alo, alo, Yeşilköy, Yeşilköy. Ben Bekilli’li Kula dayınız. Tayyarenin gumandası gari bende. Yardımcım da amca oğlum, aha yanımda oturuyo. Ne etcez şimdi gari biz?”

“ Sayın Kula Bey. Sakın paniğe kapılmayın. Uçağımız en son teknoloji ile donatılmış olup, otomatik pilotla sizi gayet rahat indireceğiz. Lütfen direktiflerimize harfiyen uyun. Allaha şükür sizin gibi iki kahraman vatandaşımız varmış uçakda!”

“ Tamam gardaşım, sen hiç gaygılanma. Biz Comakların kamyonunda çok çalıştık. Makine ve ibrelere de alışığız. Seni dinliyöz ikimiz de!”

“ Aferim Kula dayı. Şimdi tam önünde bir sürü düğme göreceksin. Onların sağ başında kocaman, kırmızı bir düğme var. Gördün mü?”

“ Aha önümde, gördüm”

“ Sakın ona dokanma. O istop düğmesi! Onun sol başında, tepeden ikinci sırada, soldan dördüncü yeşil düğmeyi gördün mü ?”
“ Gördüm!”
“ Onu aşağı doğru indir!”
“Tamam, endirdim.”

“Şimdi otomatik pilotdasınız. Çayınızı – kahvenizi içebilirsiniz. Hiç bir şeye dokunmayın! Yarım saat sonra inişte tekrar yardımınıza ihtiyacım olacak!”

“ Len ne varımış bunda ? Comakların Ali Beyin külüstürü bundan çok zordu!”

Yarım saat sonra kulakçıktan tekrar ses gelmis.

“ Kula Bey dayımız. Şimdi uçağı Yeşilköye indireceğiz. Söyleyin hostese anons etsin!”

Hostese emir verdikten sonra Kula dayı ile kuzeni pür dikkat emirleri dinlemişler.

“ Sarı ışık yandığında, tepeden 3. sıradan, beşinci hizadaki mavi düğmeye bas. Sonra sağ tarafındaki levyeyi öne doğru iki parmak kalınlığı kadar kaktır. Sağ ve solundaki kanatlara bak, sen levyeyi kaktırdıkça onların uçları aşağı doğru bükülecek. Tamam mı ?”

“Şimdi iniş takımlarını indireceksiniz. Sol yanındaki levyeyi aşağı doğru ittirin, gövdenin altından ses geliyor mu ?”

“Geldi, herhalde tekerlekler açıldı!”

“ Otomatik pilot sizi indirecek, ama yere dokunur dokunmaz, dümenin yukarı doğru kırılmasını var gücünüzle tutarak önleyin, ve araba pedalları gibi olan frenlere ayaklarınızla iyice başın!”


“ Hadi amca oğlu, Bekilli’yi mahçup etmeyelim. Allah golaylık versin, Allah hayırlı etsin sonumuzu!”

Uçak kuğu gibi süzülüp, Bekilli’li Gumru’nun güvercinleri gibi konuvermiş Yeşilköy'e.

“ Yeğenim, tayyare alkışlar, tebrikler, sevinç çığlıklarından inim inim inledi. O gözel boyalı hostes gızlardan biri bir yanağımdan öpüyor, öbürsü öte yanağımdan. Yengen görse Uzun Çalının dikenli çırpısı ile döverdi beni. Tayyareden endik, bir sürü meydan memuru bizi alkışlarla garşıladılar. Bize çay, gahve, lokum sundular. Sonram Karaköydeki sebze haline kadar götüreverdiler. Orada iki gün Comakların Alibeyin kamyonunu bekledik. Parasızdık, sebzeyi boşaltınca Alibey sağolsun bizi Bekillimize kadar getiriverdi !”

Yusuf Altıntaş 26.2.2008

DEVAM EDECEK


Düzenleyen Mustafa Cirban